Gülhan Akın

Akıllı telefonla birlikte biz, ötekinin belirsizliklerinden korunmuş narsistik bir alana çekiliriz. Akıllı telefon ötekini, onu bir obje olarak nesneleştirerek emre amade kılar. Senden bir o yapar. Ötekinin ortadan kayboluşu, akıllı telefonun bizi yalnızlaştırmasının ontolojik sebebidir. Biz bugün tam da yalnız olduğumuz ve bir boşluk hissettiğimiz için bu kadar aşırı ve zorlayıcı bir şekilde iletişim kurmaktayız. Fakat hiper-komünikasyon boşluğu doldurmaz. Yalnızca yalnızca derinleştirir; çünkü onda ötekinin mevcudiyeti eksiktir.
Sayfa 34
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Neoliberal rejimin kendisi akıllıdır. Akıllı iktidar emirler ve yasaklarla çalışmaz. O bizi uysal kılmaz ama bağlı ve bağımlı kılar. Bizim irademizi kırmak yerine bizim ihtiyaçlarımızı kullanır. Bizim hoşumuza gitmek ister. O baskıcı değil müsamahakardır. Bizi sessizliğe zorlamaz. Aksine sürekli olarak düşüncelerimizi, tercihlerimizi, ihtiyaçlarımızı ve arzularımızı paylaşmamız, ifade etmemiz, hayatımızı anlatmamız talep edilir ve beklenir bizden. Egemen olma niyetini, dostane, hatta akıllı görünerek fark edilmez kılar. Tabi kılınan özne kendi tabiiyetinin farkında bile değildir. Kendisini özgür sayar.
Sayfa 32
Akıllı telefon yalnızca özgürleştirici yönlere sahip değildir. Süreğen bir ulaşılabilirlik temelde kölelikten ayırt edilemez.
Sayfa 30
Dijitalleşme bakış olarak ötekini yok olma noktasına getirir. Bakışın mevcut olmaması, dijital çağda empatinin kaybının sorumlularından biridir. Bakış küçük çocuktan bile, onunla ilgilenen kişinin akıllı telefonuna gözlerini dikmesi sebebiyle esirgenmektedir. Sadece annenin bakışında bile küçük çocuğun bulduğu şey bir sükun, kendinin onaylanması ve cemaattir. Bakış kökensel bir güveni inşa eder. Orada olmayan bakış nedeniyle ve ötekiyle kurulacak ilişkinin zedelenmesine yol açar
Sayfa 27