. ..Mustafa Kemal Paşa'nın eşi Latife Hanım'la konuşmuşlardı ve o da tıpkı kendileri gibi "kadınların siyasi haklarını elde etmesinden ve sosyal yaşama eşit olarak katılmasından yanaydı."
Mustafa Kemal Paşa da kendilerinden böyle davranmalarını istiyordu zaten. Çeşitli vesilelerle, seslerini üstelik gür bir biçimde çıkartmaları gerektiğine işaret etmişti.
"Mekteb-i Hayriye (Deniz Harp Okulu) ve Sipahi Ocağı binası teslim alındı. Gönderdeki İngiliz bayrağı indirilip yerine Türk bayrağı çekildi..."
Saat on bir buçukta, General Harington'ın tören alanına geldiğini gördü Suat.
Kenti teslim alacak olan Selahaddin Adil Paşa da oradaydı.
İngiliz askerlerinin verdiği tekmilleri kimse duymazken, Türk askerleri verdikleri her tekmilde yeri göğü inletiyor, İstanbul'un asıl sahibinin kim olduğunu dosta düşmana bir kez daha hatırlatmak istiyorlardı.
Saat on ikiye çeyrek kala, işgal kuvvetlerinin generalleri motorlara binip Dolmabahçe'den ayrıldılar.
Bando arkalarından İstiklal Marşı'nı çalarken, Suat ve çevredeki herkes ağlıyordu.
Bütün gece uykusunu kaçırmış olan heyecan, yine gelip oturmuştu göğüskafesinin üzerine.
Öyle ya, romanını okusun diye bırakmış olduğu adam, ülkede efsane olmuş "Eylül" isimli romanın yazarıydı.
Bir Türk'ün yazdığı, psikolojik gerilim türünde ilk romanı "Eylül."