Fatıma

Nar kuyusu
bu defa yenilgiden dönüyorum ne bir kanaviçede kuşum ne bir örtüde çiçek boşluğa söylediğim türkünün yankısıyım. nuh-u nebi’den beri dinmedi tufanım otuz iki kere yağmalandı ruhum orantısız kestiğim saçlarım ellerimi yaktı, can acımsın. çok katlı binalardan geçip geldiğim bu yerde ruhumu dağlayan ateşi nara çaldım sönmedi dağımı delip geçen ağrılar gördüm mor sümbüllü yaralar sağdım etimden ellerin aramızda bir nefeslik mesafe dağıldı tanelerim, yangınım her yerde kazdığım hendeklere düşünce anladım ruhumda açılan gediklerin kapanmadığını hiç değilse hırkandaki sökük olsaydım kuşatma altındaki kalbime işlerdim oya gibi gölgesi yüzüne muştu diye düşen kirpiklerini dünyanın avlusuna çıkardığım çiçek havalandırma saatini kaçırmış suçlu gibi kalmasaydı avuçlarımda böyle göğüs kafesimde çırpınan kuşları salıverirdim göğe. bu hârı güneşten sen mi koydun göğsüme ey? kıymık gibi batan bir şey var içimde gülüşünün izini sürmek için düştüğüm yollarda kahverengi sular içtim balçıkla aramda bir fark kalmasın diye
Şiir
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
NAAT
Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar Falları grafiklerde bakılanlar siz de işitin.. Külden martı doğuran odalıklar Ve kahyalar Kara pıhtılarıyla damgalanmış veznelerde dili Şehvetsiz çilingirler, yaltak çerçiler Celepler ki sıvışık, natırlar ki nadan Ey hayat rengini sazendelik sanan Yırtlaz kalabalık!  Dinleyin bendeki kırgın ikindiyi, Hepiniz kulak verin. Güneşin Koskoca beldeye suskunluk yaygısını serdiği Yazlar yok Yok artık altında suskun yolları saklı tutan Karla örtülmüş kırların kışı Gitti giden, yerine gelmedi başka biri Orada Duyumsatmadı kendini hiçlik bile Belli ki son yüzyılımız göğsümüzden Varla yok harman eden sesi uçursak Diye bize verildi Yetti bir yüzyıl böcekler ve otlarda Soluyuş izlerimiz silmek için Ne yesek Lokmaya vurulur gibi değil Yuduma gelmiyor içtiklerimiz Dernekler toplanıyor dışta tutmak için 
Şiir
Kar Musikileri
Varşova 1927 Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu. Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu. Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı, Yüzlerce ağızdan koro hâlinde devamlı, Bir erganun âhengi yayılmakta derinden... Duydumsa da zevk almadım İslav kederinden. Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta, Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta. Birdenbire mes'ûdum işitmek hevesiyle Gönlüm dolu İstanbul'un en özlü sesiyle. Sandım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık, Uykumda bütün bir gece Körfez'deyim artık! Yahya Kemal Beyatlı
Şiir
Kar Musikisi
Yahya Kemal'e nazîre.. Gönlüm bu diyardan ve şu kardan çok uzakta!. Hep (ÜSKÜDAR) ‘ın şarkısı var eski plakta!.. Kalbim dolu (MECNUN) ile (CİNNET) havasından Geçtim yine karlanmış ağaçlar arasından. Duydumsa da zevk almadım ömrüm kederinden" İstanbul'a hasretteyim ısrarla derinden. Gittikçe ağırlaştı yağan kar ve karanlık!.. Rüyamda bütün bir gece hep evdeyim artık."
Şiir

Fatıma

, bir kitap okudu
8/10
·152 syf.·
Beğendi
·
2020 10. kitabı
Özkan Öze
9/10 · 312 okunma