Fatmanur

Derinleştirdiğin kadar yaşamış olacaksın
Yaşamının inişleri çıkışları olacak gerçi (bir gün öyle, bir gün böyle…) ama, göreceksin ki, yaşayacağın temel oluşum, düşüş olacak: yeteneklerinin daralması; yapabileceklerinin azalması; yaşama yürüyüşünün tık -nefes kalması- yaşam yolunun kısalması… Yaşarken, sürekli, düştüğünü göreceksin çeşitli yüksekliklerden çeşitli derinliklere… Yaşamın, düşüşün olacak Ama bu demek değildir ki yaşamın boşunaydı; önce yükselip sonra düşerek, bir hiç oldu: Zaten, bu yüksekliklere çıkıp, bu derinliklere düşmen, senin yaşamının getirdiği zorunluluktu -sen, sen olarak, ancak ve zorunlu olarak, o yüksekliklere çıkıp, ancak ve zorunlu olarak, o derinliklere düşebilen olacaktın -oldun da, oluyorsun da, daha da olacaksın Yaşamın, zaten, buydu bu olacak -sen zaten, busun; bu olacaksın. O yükseklikler ne denli yüksek, o derinlikler ne denli derin olmuşsa, olacaksa yaşamın da o denli yüksek, o denli derin olmuş -olacak- demektir.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Reklam
Tanımlama, soyut zihnin yalanıdır; mülhem formül ise militan zihnin yalanı: Bir tapınağın kökeninde daima bir tanım bulunur; müminleri içinden sıyrılınmaz bir şekilde bir formül toplar oraya. Bütün öğretiler böyle başlar. O zaman şiire doğru dönmemek elde mi? Onun da, tıpkı hayat gibi, hiçbir şey kanıtlamama mazereti var.
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Kendini iletişimsizliğe bırakmanın, tesellisiz ve sessiz heyecanlarımızın ortasındaki gerilimin dışında, hayat, koordinatları belli olmayan bir alan üzerinde koparılan patırtıdır; evren ise, sara hastalığına tutulmuş bir geometri…
İnsan, aktarılamayan Kelâm’ın sonsuz vecdi içinde yalnızca kendini dinlemeliydi; kendi sessizlikleri için kelimeler ve sadece kendine ait pişmanlıklar için işitilebilen akortlar uydurmalıydı. Ama evrenin gevezesidir o, ötekiler adına konuşur, benliği çoğul biçimi sever. Ötekiler adına konuşan kişi ise daima bir sahtekârdır. Siyasetçiler, reformcular ve kolektif bir bahaneden yana çıkan herkes üçkâğıtçıdır.
Gerçeklik aşırılıklarımızın, ölçüsüzlüklerimizin ve dengesizliklerimizin bir eseridir. Çarpıntılarımızı frenleyebildiğimizde: Dünyanın akışı yavaşlar. Ateşliliğimiz olmasa, mekan buz tutar.
Reklam