Sabahattin Ali’nin “İçimizdeki Şeytan” kitabının önsözü veya sunuş yazısını kaleme alan Selim İleri, eserde şöyle bir analiz sunmuştur:
Kısaca Alangunun yürek yakıcı bir saptayımı var:
“Buradaki Yusuf, Kürk Madonna’nın târik-i dünyası Râif, İçimizdeki Şeytan’daki Ömer, hepsi bir tek insandır, ‘atını sürüp dağlara doğru gider.’ Yarattığı kişilikleri, sonları ile sanatçının âkıbeti arasında ne derin ve düşündürücü bir benzerlik var!”
Tahir Alangu'nun burada yaptığı o "yürek yakıcı saptayımın" şifrelerini şöyle çözebiliriz:
1. Üç Karakter, Tek Bir Ruh
Bu karakterlerin ortak özellikleri şunlardır:
• Dünyadan elini eteğini çekme (Târik-i dünya): Toplumun ikiyüzlülüğüne, çürümüşlüğüne ve haksızlığına uyum sağlayamazlar.
Yalnızlık ve Kaçış: Hepsi en sonunda ya ruhen ya da bedenen "atını sürüp dağlara gitmek", yani kaçmak zorunda kalır.
Atını Sürüp Dağlara Gitmek"
Bu ifade sadece bir mecaz değil, Sabahattin Ali'nin hayatıyla kurulan çok acı bir köprüdür:
• Romanlarında: Karakterleri toplumdan kaçar.
Gerçek Hayatında: Sabahattin Ali, üzerindeki siyasi ve toplumsal baskıdan kurtulmak için 1948 yılında Bulgaristan sınırından kaçmaya çalışırken "dağlarda" (Kırklareli yakınlarında) feci bir şekilde öldürülmüştür.
Alangu'nun tespiti şudur: Sabahattin Ali, roman kahramanlarını yaratırken aslında farkında olmadan kendi sonunu da yazmıştır. Yarattığı karakterlerin çaresizliği ve sonundaki o "kaçış" arzusu, yazarın bizzat kendi âkıbeti (sonu) olmuştur.
Sabahattin AliSelim İleriKuyucaklı YusufTahir AlanguKürk Mantolu Madonna
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209bin okunma