Tahir Alangu

Tahir Alangu

YazarÇevirmen
7.9/10
80 Kişi
·
355
Okunma
·
12
Beğeni
·
1110
Gösterim
Adı:
Tahir Alangu
Unvan:
Eğitimci, Edebiyat Tarihçisi ve Halkbilimi Araştırmacısı
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1915
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 1973
Eğitimci, edebiyat tarihçisi ve halkbilimi araştırmacısı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ’nü bitirdi (1943). Köy enstitülerinde, liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı, bazı yüksek okullarda ders verdi. Üniversite öğrenciliğinden itibaren halkbilimiyle ilgilendi, özel olarak masallar üzerinde çalıştı. Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nde verdiği seminerler 1970 sonrasında yetişen halkbilimciler üzerinde etkili oldu. Türkiye Folklor Elkitabı (1983), Alangu’nun halkbilimi ders notlarının ve yazılarının derlenmesiyle oluşturulmuş dikkate değer bir çalışmadır. Billur Köşk Masalları (1961), Keloğlan Masalları (1967) ve Kediler Padişahı (2009) onun yeniden kaleme alınmış, bilgilendirici yazılarla sunulmuş masal kitaplarıdır. Alangu’nun Türk edebiyatıyla ilgili çalışmaları da var: Cumhuriyetten Sonra Hikâye ve Roman (I-III, 1959-1965), Ömer Seyfettin. Bir Ülkücü Yazarın Romanı (1968) ve VIII. Yüzyıldan Günümüze 100 Ünlü Türk Eseri (I-II, 1974).
Yaşlı adam suçlu ise, kılıcım bir hamlede boynunu alsın. Eğer suçsuz ise, kım içinde tahta kesilsin." demiş ve bir hamlede kılı­ cını sıyırmış ki, herkesin gözleri önünde bir tahtadan kılıç çıkmış.
Tahir Alangu
Sayfa 44 - YKY YAYINLARI
Bir zaman böyle geçer, kimine gün gelir, kimine yıl. Sen bunu gurbettekine, mihnettekine, hasta döşeğinde inleyene, buyruk altında sızlayana; hele hele makamı Yusuf'ta çile dolduranlara sor bir kere... Onu durdurmak da, enini boyunu ölçmek de olmaz; kısalması da, uzaması da bizde başlar, bizde biter zamanın.
Merhaba bekçi baba, işin az, ömrün uz olsun. Bekle­ mekle beylik bulasın, önünde fareler ufacık delik bulama­sın. Ağzı dualı, eli tesbihli, ak sakallı koca olasın."
Tahir Alangu
Sayfa 48 - YKY YAYINLARI
352 syf.
·Beğendi·10/10
Billur köşk masalları; her bir masalı çok güzeller. Gerek hayvanlarla ilgili masallar gerek insanlarla ilgili olsun hepsi de güzel masallardı. Okumayanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
313 syf.
·2 günde·7/10
Ülkemizdeki şanssız Nobelli yazarlardan biri de Samuel Josef Agnon. Dilimize sadece dört kitabı çevrilse de çok fazla okuyucunun ilgisi çekmeyi başaramamış. Dört kitabından okumaya en değer kitabı benim fikrimce bu kitabı. Bu kitap iki cilt halinde yayımlanmış, ben en çok birinci cildini beğendim. Genel olarak yazarla ilgili görüşlerim maalesef çok da olumlu yönde değil. Diğer kitaplarında olduğu gibi bu eserinde de çok hissedilir bir olay örgüsü yok. Yazarın ele aldığı konular genelde birbirini tekrar eder nitelikte. Kitaplarında Yahudilikle ilgili konular özellikle ön plana çıkıyor. Nitekim bu durum Yahudilikle ilgili konulara meraklı olmayan okurları fazlasıyla sıkabilir diye düşünüyorum. Çoğunlukla durağan geçen olaylar da olumsuz özellikler arasında gösterilebilir. Özellikle Nobel’i almasından sonra kitapları yabancı dillere çevrilmeye başlansa da ülkemizde pek rağbet görmediği aşikâr.

Yazar bu romanını bir buçuk yıllık bir sürede yazdığını, günde 10 ila 16 saat çalıştığını, sağlığına hiç dikkat etmediğini, doktor tavsiyelerine uymadığını, bir saat bile çıkıp güneşte dolaşmadığını, bu hikâyede başına gelebilecek her türlü şeye memnuniyetle katlanacağını söylüyor bir yazısında. Yazarın ikinci romanı olarak nitelendirilen bu roman, İbranice olarak 1939'da kaleme alınmış ve genel olarak kitapta Yahudi kültürünün 1. Dünya Savaşı'ndan sonraki çöküşü üzerine temellendirilmiş. Yani Avrupa'da kalmış Yahudilerin savaş sonrasında geçirdiği olumsuz değişimler olaylar üzerinden değil de daha çok kişiler üzerinden gidilerek anlatılmış. Hikâyenin anlatıcısı bizzat yazarın kendisi olmakla birlikte kitabın otobiyografik özellikler taşıdığını da belirtelim. Yazar kendi hayatından bir kesiti hikâyeye dâhil etmiş. Özellikle gerçek yaşamda yazarın memleketini terk edip gitmesi ve yıllar sonra tekrar oraya dönüşü romanda belki olay namına anlatabileceğimiz tek şey.

Yıllarca Filistin'de yaşadıktan sonra doğduğu kasabaya gelen yazar kendini orada bir yabancı gibi bulur. Şehir çok sessiz, ruhen terk edilmiş gibidir. Her yerde yıkıntıların izlerini görmek mümkündür. Çocukluk hatıraları bir anda yerle bir olur. Yahudi geleneğinin doğup büyüdüğü ve yaşatıldığı o şehir artık onlar için bir sembol olmaktan çıkmış durumdadır. Tanıştığı insanlar da maddi ve manevi olarak yıkılmışlardır. Geride kalanlar fakirlik ve sefaletin pençesindedirler. Pek çoğu fiziksel ve zihinsel olarak hastadır. Trajik bir geçmişin izlerini silemeden yeni problemlerle karşı karşıyadırlar. Sadece insanlar değil, binalar ve ibadethaneler de aynı durumdadır. Sinagoglara giden yoktur, üstelik o büyülü havaları artık çok eskilerde kalmıştır. Dört duvardan başka bir şey değildir. Burada yazar biraz da Don Kişotvari bir role bürünerek ibadethaneleri tekrar eski haline getirmeye, halkı bilinçlendirmeye çalışsa da bunda muvaffak olamaz. Çürüme ve yok oluş onun tahminlerinden çok daha hızlı ilerlemektedir kasaba için. Geçmiş adeta bir hayalet ve iskelet gibi önünde durmaktadır. Romanın sonlarına doğru yazar yavaş yavaş istemese de felaketi kabullenmeye başlar.

Romanda söylediğim gibi bir olay örgüsünden çok kişisel ve toplumsal felaketin kanıtları ön plandadır. Fantezi ve hayal öğeleri bir hayli fazla, yazar sürekli kendi içinde bir hesaplaşma durumundadır. Dinsel öğeler, ibadetler çok fazla ön planda. Tüm bunlar da okuma sürecini yavaşlatıyor ve bir süre sonra sıkıcı hale getirmeye başlıyor sanki.

Birkaç günlük olması planlanan ziyaret neredeyse bir yıla çıkar ve yazar hiçbir zaman kendini evindeymiş gibi hissedemez. Romanın sonunda Yahudi yaşamı için orada bir umudun olmadığını gören yazar evine döner. Avrupa’da Yahudi kültürü, yaşamı çökmüştür; Avrupa Yahudilerinin evi yıkılmıştır, artık yeni ev İsrail'dir.
352 syf.
Billur Köşk Masalları...

Nereden nasıl incelemeye çalışsam diye düşünüyorum ama çok mümkün olmayacak sanırım, sadece benim için ne ifade ettiğini paylaşmak istiyorum.

Çocukluğumun çoğunluğunu yalnız geçiren biri olarak hatıramda kalan benim için en değerli saatler, ebeveynleri olmasına karşın hem yetim hem öksüz büyüyen babamın sürekli menkıbelerle birlikte anlattığı masallar, öyküler, hikayelerdir. Bizim için bir gelenek haline gelmişti. Bense her zamanki meraklı mizacımla pür dikkat anlattıklarını dinlerdim. Anlattığı masallar da köy yerinde 30'lu yıllarda ilkokulu bitirebilmiş, birlikte büyüdüğü dedesinden dinleyerek öğrendiği masallardı. Tabi TV yok, radyo da sürekli dinlenmiyor, malum kömür (pil) lazım. Büyükdedem her gün anlatırmış bu Billur Köşk masallarından. Masallarda en sevdiğim karakter Zümrüdü Anka kuşu olmuştu, yani ilkokul öğrencisiyim, onun o hafızasındaki betimlemeleri nasıl canhıraş kafamda canlandırmaya çalışıyorum. Baba gerçekten çok mu büyük? Üzerine binip uçabilir miyiz? Tüm sorularıma masallarla cevap vermeye çalışırdı babacığım.

Tabi aradan yıllar geçti, üniversite bitti ama arada hala o masallardan konuşurduk. Ben masalı anlatmasından ziyade, anlatırken kendi yaşayamadığı çocukluğuna döndüğünü görebilmeyi seviyordum. O zamanlar da ben bu masalların bu kitaptan olduğunu bilmiyordum.

Baba dedim, büyükdedem bunları nereden uyduruyordu? Tahir Alangu'nun kitabını okumuş eskiden, hepsini hatırlıyor-muş, bize de sürekli hevesle, heyecanla anlatırdı dedi. Sen nasıl hatırlıyorsun hepsini? Cevap yok.

Ben de unutmuyorum.

Masallarda saklı olan çok başka şeyler olduğunu o zaman anlamıştım. Yaşanılan ya da yaşanılamayan çocukluğu barındıran hislerin bütünü.

Sonra Tahir Alangu araştırmasına girmiştim. Birkaç çeşidini bulmuş ama içerikleri kısa olduğu için beğenmemiştim; daha sonraları ise bu basımı buldum ama bir türlü edinemedim stok durumundan dolayı. Bu sitenin bana kazandırdığı çok kıymetli arkadaşlardan biri geçen sene hediye etmişti. Babama verdiğimde ise olan an görülmeye değerdi.

Sonra tekrar beraber tazeledik anıları. Zümrüdü Anka'nın yeri de hatıramda bundan başkadır.

Öhömm.... Neyse.

Duyguların en güzeli saf, temiz olanlardır; yani çocuklarınki.

Not: Yazıda çok fazla baba temasına değindiğimden, babası bu dünyadan göç etmiş olanlara rahmet diliyorum, hasta olanlara da şifa diliyorum. Niyetim kimsenin acısını deşmek değil, bir hatıratı paylaşmaktır.

Merve,2018
216 syf.
·46 günde·Puan vermedi
5.sınıfa giden kızımın ödevi olması maksadı ile kızımdan sonra kitabı bende okudum. Kitap 100 temel eser içerisinde olmak ile birlikte bazı masallarda Keloğlan’ın karakteristik özelliklerinin gelişme çağındaki çocuklar için uygun olmadığı kanaatine vardım.
Evet, tüketim çılgınlığının hat safhada olduğu, bunun yanında nasıl olursa olsun her alanda kazanmanın (para, mal, şöhret,spor vb.) her şeyden önemli görüldüğü bir zamanda normal görünebilecek bir kitap olabilir. Ama bu gibi kitapların çocuklarımızın ruhunda, gelişiminde ve karakterinde açacağı onarılamaz yaralar çok iyi hesap edilmelidir. Çocuklarımıza her zaman kazanmanın değilde iyi, dürüst ve çalışkan olmanın önemini anlatmamız gerektiğini düşünüyorum. Aksi halde geleceğimiz pek parlak olmayacaktır.
İyi Okumalar.
352 syf.
·Beğendi·10/10
Aslında çok eğlenceli masallar vardı . zevkle okuduğumu söyleyebilirim . Evet ders veriyordu ama çoğunlukla birisine ceza vermekle ilgiliydi kötüler hep cezalarını çekiyordu . bu kitabı da herkese tavsiye ederim iyi okumalar dilerim :)
216 syf.
·Puan vermedi
O bir kahraman.Ne mutant ne özel güçleri var.O bizden halktan biri.O pratik zekasıyla zorlukları aşan biri.Dış görünüşüyle değil aklıyla yakışıklı.İnce espirileriyle padişah kızlarının sevgilisi.Okumakla adam olunmadığını bazı aydınlarımızdan daha aydın ve insan biri.
511 syf.
Tahir Alangu'nun ilk basımı 1968'de yapılmış ve gerçekten çok titiz bir ürün olan, YKY'den çıkan; Ömer Seyfettin ile ilgili açık bir nokta bırakmamış neredeyse. Ömer Seyfettin'i seven, araştıran herkes için çok önemli bir kaynak kitap. Çok genç yaşta kaybettiğimiz bu büyük hikayecimizi tanımak ve anlamak için bire bir.

Süreç şudur; yıllar geçtikçe daha iyileri gelir çünkü zaman yeninin lehine işler ancak ben bugün bile Türk edebiyatında Ömer Seyfettin'in üstünde bir hikayeci tanımıyorum; görmüyorum... Bilen varsa söylesin! Sadece "Nakarat" hikayesi bile bir devrin ruh halini ortaya koymaya yeter de artar bile...
352 syf.
·Beğendi·8/10
Tahminim 9-10 sene önce kütüphaneden alıp taşındığımız için geri vermeyi unuttuğum bir kitap (Pişmanlığını çekiyorum hala kızmayın.). Küçükken okumama rağmen bir çok hikayesi tam olmasa da konularını biliyorum en azından. Her küçüğe okutulmalı hatta büyükler bile okumalı.
352 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Okudum okudum bir masal daha okudum.
Masalların incelemesini nasıl yapacağımı pek kestiremiyorum fakat elimden geldiği kadar bir şeyler yapmaya çalışacağım.
Öncelikle içinde okuduğum birkaç masalı ya küçükken ya da başka bir zaman diliminde okumuş olmalıyım onun dışında pek çok masal benim için yeniydi ve aralarından en çok "İğci baba" masalını çok beğendiğimi söyleyebilirim..
Ee ne demişler gökten üç elma düşmüş..
Kitaba puanım:3/5
216 syf.
·Beğendi·10/10
Keloğlan bilindiği gibi halk kahramanlarımız arasında yer alır.
fiziksel özelliklerinden bahsedecek olursak :
Uysak
komik
sıcak kanlı
insanlarla iletişim kurabilen biridir.

Her bir hikayesinde çeşitli aksiyonlarla ve maceralarla karşı karşıya gelir.
En çokta istediği hikayelerde padişah kızı sultan biriyle evlenmektir bunun için bütün mücadeleyi verir ve başarır . Başını o kadar belaya sokmasına rağmen sonunda her istediği olur ve mutlu son ile biter okumanızı tavsiye edeceğim güzel bir kitaptır

Yazarın biyografisi

Adı:
Tahir Alangu
Unvan:
Eğitimci, Edebiyat Tarihçisi ve Halkbilimi Araştırmacısı
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1915
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 1973
Eğitimci, edebiyat tarihçisi ve halkbilimi araştırmacısı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ’nü bitirdi (1943). Köy enstitülerinde, liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı, bazı yüksek okullarda ders verdi. Üniversite öğrenciliğinden itibaren halkbilimiyle ilgilendi, özel olarak masallar üzerinde çalıştı. Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nde verdiği seminerler 1970 sonrasında yetişen halkbilimciler üzerinde etkili oldu. Türkiye Folklor Elkitabı (1983), Alangu’nun halkbilimi ders notlarının ve yazılarının derlenmesiyle oluşturulmuş dikkate değer bir çalışmadır. Billur Köşk Masalları (1961), Keloğlan Masalları (1967) ve Kediler Padişahı (2009) onun yeniden kaleme alınmış, bilgilendirici yazılarla sunulmuş masal kitaplarıdır. Alangu’nun Türk edebiyatıyla ilgili çalışmaları da var: Cumhuriyetten Sonra Hikâye ve Roman (I-III, 1959-1965), Ömer Seyfettin. Bir Ülkücü Yazarın Romanı (1968) ve VIII. Yüzyıldan Günümüze 100 Ünlü Türk Eseri (I-II, 1974).

Yazar istatistikleri

  • 12 okur beğendi.
  • 355 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 128 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.