"Aşk bir tutku. Nedensiz bir tutku. Çoğu zaman da kötü bir tutku. Birinin tümüyle sana ait olmasını istiyorsun ya da senin tümüyle birine ait olmanı. Bu sadistçe bir duygu ya da mazoşistçe... Üstelik bunu delice, sabırsızca istiyorsun, hem de geçici olduğunu bile bile..."
"Acılar, sancılar, kıskançlıklar, kendini yemeler, boş umutlar, boş hayaller... İşte aşk tam olarak bu. Artık bunu kavradım. Benim anlamadığım, böyle olduğunu bile bile bu yutturmacaya, aldatmacaya inanmamız. Bu tuhaf kandırmacanın içinde yer almak için yanıp tutuşmamız."
Bu yaşlı adamın hiç de katile benzer bir yanı yoktu, ancak çok dikkatli baktığınızda, sevdiği kadını öldürdükten sonra, ellerinin kanını gözyaşlarıyla yıkamaya çalışan çaresiz bir adamın ezikliğini görebilirsiniz onun yıpranmış yüzünde.
Biz insanlar, sınırlarımızı bilmeden kendi aklımızı beğeniyoruz, öğrenmiyoruz, akıllanmıyoruz. Her şeyi anladığımız zaman da genellikle iş işten geçmiş oluyor.