Bahartekin

Puan vermedi·372 syf.··
2025 5. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2025 08:22
Gerçek olamayacak kadar acı, hayal olmayacak kadar gerçek bir kitaptı Büyük defter/Kanıt/üçüncü yalan Kitap muhtemelen 2. Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan bir hayatı anlatıyor. Savaş yıllarının çarpıcılığını, acımasızlığını, hoyratlığına değinmiş yazar bütün keskinlik ve sivriliğiyle. Bütün karakterler sorunlu şiddet meyilli küçüğünden tutun büyüğüne kadar. Tavşandudak, papaz, papazın yardımcısı,anne, baba, ikizler ve daha diğerleri benim için en masum olan Yasmine'nin oğlu Mathias. Çok narin zeki anlayışlı olan Mathias anne karnında annesinin taktığı korse yüzünden doğmadan sakat kalan özel bir çocuk . Savaş sırasında merkez bombalandığında ikiz çocuklarını annesine bırakan bir anne ve kocasını zehirleyerek öldüren bir anneanne ile karşılaşıyoruz. Anneanne çocukları sevmiyor it oğlu it diye hitap ediyor ikizlere çünkü kızına kızgın çünkü damadını bile tanımıyor anneanne. Çocuklar sürekli kendini geliştirme peşinde çünkü savaş sırasında yapabilecekleri şeyler yalnızca bu yönde. (Bütün hikayeyi böyle sanıyorum en başta ) Büyük defter ikizlerin savaşın ortasında hayatta kalma hikayesi ile başlıyor daha sonra kanıt geliyor ve bütün hikaye detaylara iniyor ikizler ayrılıyor kim doğru kim yalan söylüyor ne gerçek ne kurgu belli değil ve Üçüncü yalan, bu kitap bütün gerçekliği ters yüzüyor ilk iki kitapta okunanlar gerçek ve gerçek dışı arasındaki o ince çizgi arasında kalıyor. Savaşın sebebi ne olursa olsun ister toprak ister güç ister yönetim hiç fark etmeksizin bütün savaşlar sivillerin hayatını ve askerlerin hayatını mahvediyor. Savaşı başlatanlar savaştan etkilenmez çünkü oyunun kurucuları onlardır. Bunu her birey olarak fark ettiğimiz ve bunu reddettiğimiz zaman asıl gerçek yaşam başlamış olacak.
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·272 syf.··
2025 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2025 01:39
Kitabı okuyan bir çok okuyucu gibi ben de bu eserin 1932 de yazılmış olmasına büyük hayret ettim. Günümüzde bile varlığına şaşıracağımız bir distopta ile karşı karşıyayız. Bu distopyada 3 kural var; aile Yok! mahremiyet yok! tek eşlilik yok! Özgürlük nedir? Mutlu olmak mıdır özgürlük? Ya da istediğin şeyi yapmak mıdır? Özgürlük istediğin zaman mutsuz olmaktır bu evrende, istediğin zaman herkesten ve her şeyden uzaklaşıp kendi kabuğuna çekilebilmekmiş özgürlük. Kitap bir Kuluçka ve şartlandırma merkezinde bir grup öğrencinin gezisi ile başlıyor. insanlar istenilen şekilde üretiliyor; ileride ne yapacağı, ne düşüneceği, neyi seveceği, ne karşı güçlü olacağı yani insanı oluşturan bütün parametreler oluşturuluyor. embriyolar için gerekli kuluçka şartları tamamlanıp ileride yapacağı mesleğe uygun şekilde şartlandırılma yapılıyor bu durum şöyle açıklanıyor müdür tarafından "mutluluk ve erdemin sırrıdır; yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek nokta tüm şartlandırmaların amacı budur: insanlara kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek." Farklı sınıfların birbirinden nefret etmesi de sağlanıyor bu distopyada ki toplum içinde yarattıkları düzen bozulmasın. Epsilonlar deltalardan, onlar alfalardan... Her sınıf kendi halinden memnun başka sınıftan olmak kesinlikle istemiyor. Alt sınıf olan en çok çalışan deltalar bile iyi ki alfa değilim diyecek şekilde şartlanıyorlar. Bugünkü düzeni açıklayacak(halinden memnun şüküdar fakirler, kendini fakirlerle karşılaştırınca iyi durumda olduğunu sanan orta seviyedekiler gibi) bir benzetme olduğunu görüyoruz.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Puan vermedi·318 syf.··
2024 22. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2024 09:25
Kitabımız ismini 1. Dünya savaşı sonrasında kıyıma uğrayan yezidilerin ölü bedenlerinin atıldığı Fırat nehrindeki görüntülerden almış. Lonzan anlaşması'ndan sonra Türkiye'de yaşayan yunanlar ile Yunanistan'da yaşayan Türkler zorunlu yerleşime tabi tutuluyor. Kitaptaki iki alıntıdan söz etmek istiyorum; -Bir insan doğup büyüdüğü, bir parçası olduğu toprağını, denizini, evini, bahçesini, eliyle diktiği zeytin ağaçlarını, şeftalileri, kirazları nasıl bırakır da giderdi? Hiç direnmeden, sesini bile çıkarmadan, kuzu kuzu, yüreğindeki acıyı hiç dışa vurmadan... -Ne olursa olsun, bir insanı toprağından koparıp almak, onun yüreğini koparıp almak gibi bir acı değil midir? Çok haklı değil mi? İnsanı toprağından koparıp başka toprağa ekmek ne kadar da sancılı bir durumdur. Yüzyıllarca karanlıkta kalıp sonra kafasını topraktan çıkarıp güneşle suyla fırtınayla kasırgayla veyahut yakıp kavuran güneşle harmanlanıp kök saldıktan sonra bir kararla sizi kökünüzden koparmaya çalışıp başka yere ekmek için sizi ikna ederler, etmeleri çok sorun değil çünkü siz buna mecbursunuz... Abbas(poyraz musa) ve Vasilinin peşinde bir bakmışın Çanakkale'desin, bir bakmışsın Arabistan çöllerinde ,Fırat nehri'nde, Allahuekber dağlarında Kafkasya dağlarındasın. Onlarla dolaşıyorsun bütün Anadolu'yu Asya'yı.Üç tarafı denizlerle çevrili, ormanları ve birçok doğal güzelliği olan büyük ve güçlü uygarlıklara ev sahipliği yapmış cennet gibi bir coğrafyanın insan eliyle nasıl mahvedildiğini tarih boyunca yazdı kitaplar. Bu kitapta da yazılmış bu. İnce Memed ile tanıdığım Yaşar Kemal'in bir başka serisi Bir Ada Hikayesinin ilk kitabı olan Fırat suyu kan akıyor baksana kitabı beni diyarlardan alıp diyarlara götürdü. Betimlemeler biraz sıkmış olsa dahi asla bırakmadı kendini okutmayı buda yazarın başarısı. Bu
Fırat Suyu Kan Akıyor BaksanaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20208,2bin okunma
Puan vermedi·343 syf.··
2024 18. kitabı
Okurken düşündüren yazar Aziz Nesin Aziz Nesin okunduğunda hepimizin hemen her gün yaşadığı ve hala yaşamaya devam ettiği meselelerin nasıl bu kadar kusursuz ve yaratıcı biçimde yazıya döktüğüne şaşırıp kalırım. onun ele aldığı absürt olayları zaten bin kere düşünüp aklımıza getirdiğimizde bir kere daha düşünmeye zerre ihtiyacımız olmaz Baştakilerin düzenini, dayattıkları, hak gördükleri yaşama göre yaşamaya çalışan yaşar yaşamaz, o dönemdekiler ve bilin bakalım kimler(elbette bizler) Trajikomik bir durumun içinde yaşar ama aynı zamanda yaşamaz. Okula gitme durumuyla başlıyor talihsizlikleri. Kimlik istersin ölüsün derler, ya nasıl olacak o iş dersin sana annenin dördüncü eşinden peydahlandığın söylenir yahu var mı böyle bir şey. Madem öldü karşınızdaki canlı varlık kim onu deyin? Askere alınırsın ben ölüyüm dersin, var mı öyle bir şey kanlı canlı karşımdasın derler. Süren dolunca hadi beni terhis edin dersin senin nüfus belgen yok seni terhis edemiyoruz derler. Miras istersin ölüsün derler ama konu babanın borcuna gelince kanlı canlı burdasın derler. Yani bunlar böyledir işlerine gelince yaşar işlerine gelmeyince yaşamazsın. İnsanları, evrak olmadan düşünemiyorlar. Su yok ama sular idaresi var adamlardaki idarecilik hünerine bakın ki, olmayan bir şeyi bile idare etmeyi becerebiliyorlar
Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 200816,2bin okunma
Puan vermedi·544 syf.··
2024 13. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2024 00:35
Çalıkuşu kitabı benim hatırladığım kadarıyla ilkokuldan beri her zaman dillerde olan ve dillerden düşmeyen bir romandır. Gerek konusuyla gerek yazarın kalemiyle gerek verilmek istenen mesajla Çalıkuşu bir başucu kitabıdır. Yaramaz bir çocuk olanın feride'nin küçüklüğünü anlatmakla başlayan yazar ilk sahnelerden içimi buruk bıraktı. Feride'nin evvel annesini sonra babasını kaybetmesi onun bahtsızlığının ilk sahnelerden anlamamıza yardımcı oldu. Devam eden süreçte aşka yelken açan feride'nin çok sevgili kuzeni kamranla evleneceği gün aldığı haberden kaynaklı iki seçim yapmak zorunda kaldı ya gururu ya aşkı. Tabii ki gururunu seçen Feride Anadolu'ya öğretmenlik yapmaya karar verdi. Asıl olaylar burada başladı Anadolu'nun gerici yobazlığı ve feride'nin dik duruşu ve öğretme aşkıyla çakışarak büyük bir kaos ortamı yarattı. Süregelen olaylar ferideyi himayesi altında olduğu adam olan Doktor Hayrullah beyle kağıt üstünde evlenmeye zorlar. Bu süreçte çok acılar çeken Feride sonunda kamranla tekrar bir araya gelir. Aşkın gururun ihanetin fesatlığın itaatsizliğin ön planda olduğu bu romanda ben Kamran ve feridenin aşkını daha çok okumak isterdim. İyi ki okuduk
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,3bin okunma
Reklam