Şvabrin gitgide daha çok tepemi attırıyordu: - Oho! Bencil bir şair ve alçakgönüllü bir aşık! Fakat şu dostça öğüdümü unutma: Başarıya ulaşmak istiyorsan, şiirden medet umma. - Beyefendi, ne demek istediğinizi anlayamıyorum. Lütfen açıklar mısınız? - Hay hay. Eğer Marya İvanovna'nın karanlık bastıktan sonra sana gelmesini istiyorsan, ona tatlı şiirler yerine bir çift küpe armağan et, demek istiyorum.
Zurin beni bilardo öğretmeye çağırdı. - Biz subaylar bu oyunu mutlaka öğrenmeliyiz, diyordu. Diyelim sefer sırasında bir ilçeye uğradın. Hadi bakalım ne yapacaksın? Her zaman da Yahudi dövülmez ki! İster istemez bir hana gidip bilardo oynamaya başlarsın. Ee, bunun için de oynamayı bilmek gerekir.
Bu kadar tatlı, bu kadar güzel bir varlığın alın yazısını insan adına güç bela yaraşan zavallı bir yaratığın, bir zencinin acıklı alın yazısıyla niçin birleştirmeli?