Baştan aşağı bir daha baktı kendisine aynada. Vitrin ne kadar şahane olursa olsun, pahalı elbiselerin içindeki kişi yine Necip'ti işte. Nişanlısı tarafından terk edilmiş, işinden kovulmuş, ailesinin istenmeyen ve başarısız çocuğu Necip Fazlı...
Necip zenginlikte mantık aradığını fark etti. Şu âna kadar hiçbir mantığı yoktu zengin olmanın. Her şey müsriflikten, şovmenlikten ibaretti. Necip nasıl bir zengin olacağına kendisi karar vermeliydi.
Herkesin başarılı olduğu, tutkulu olduğu ve mecbur kaldığı şeyler vardı. İnsanlar başarılı oldukları işleri otomatikman, tutkulu oldukları işleri vakit buldukça ve mecbur kaldıkları İşleri daima, sevmeden ve gönülsüzce yaparlardı.