Yıllar önce Kazakistan'da bir uyku salgını olmuş. Hastalığa yakalananlar, bir anda gözlerini kırpıştırıp titremeye başlıyor, sonra da günler sürecek bir uykunun kucağına düşüyorlarmış. Uyandıklarında, o uykulu dönemi hiç hatırlamıyorlarmış. Çok müthiş değil mi? Kasabadaki kedileri bile etkilemiş hastalık. Gerçi sonradan bu uykuların sebebinin civardaki uranyum madeni olduğu anlaşılmış. Havaların iyiden iyiye soğumaya başladığı şu günlerde, bunun uranyumsuz versiyonunu yaşasak, güzeeel bir kış uykusuna yatsak, hepimize çok iyi gelmez mi Osman?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yalnızlıktan çok hoşlanıyorum. Ama sen yalnızken nasıl birisin onu da merak ediyorum. En çok akşamları aklıma geliyorsun. Sıcak su torbasını doldurup battaniyenin altına girdiğimde, ışıkları kapatıp dizi izlerken... Bu yöntemle biraz üşüyorum ama hiç olmazsa enerji tasarrufu yapıyorum. Sen akşamlarını nasıl geçiriyorsun? Sormuyorum, dediğim gibi, sadece merak ediyorum. Keşke bütün paralel evrenlere istediğimiz zaman girip çıkabileceğimiz bir sistem olsaydı bu. O zaman derdimi çok daha kolay anlatabilirdim Osman.
Bir tane bakkal var mahallede, kadın mümkün değil beni sevmiyor. Ne zaman gitsem bir gıcıklık... Bense ısrarla gidip ondan alışveriş yapıyorum. Kendimi sevdirmeye çalışmıyorum ama durduk yere sevilmemeyi de gururuma yediremiyorum Osman.
Hiçbir şeyin değişmemesi bir taraftan konforlu ama öte yandan çok bunalıyorum. Dertsiz bir hayat olmayacağını biliyorum da, ben artık başka dertlerle boğuşmak istiyorum Osman.
Bir sıkıntıyı atlatmak dünyanın en güzel hissi, şimdilerde bu duygunun tadını çıkarıyorum. Epey yükseğe çıktım, son düzlükte kanatlarımı tarıyorum. Kafamın içi masmavi bir gök, uçmaya hazırlanıyorum. Bir gün şeklini şemailini unutsam da hayatımın bir döneminde seni çok sevdiğimi hiç unutmayacağımı biliyorum. Fakat benden bu kadar Osman, ben artık istemiyorum.