rwna

rwna
@_himawari
Everything is better when it's private. Mustafa Kemal Atatürk
Bitkilerle dolu balkonları çok seviyordu. Ne zaman sokağa taşan bir balkon görse birkaç saniye seyrediyordu. Gün batımı en sevdiği vakitti. Okuldan sonra deniz kenarına gidip gün batımını izliyordu. Kendi başına keşfettiği, sakin, yalnızca balıkçıların olduğu bir deniz kenarı otoparkı vardı. Kör noktadaydı ve her seferinde orada bir kediyle yan yana oturuyordu. Yaşlılarla sohbet etmekten çok büyük bir keyif alıyordu. Bir defasında balık tutan yetmiş yaşlarında bir amcadan ona olta tutmayı öğretmesini istemişti. Güneş arkasında batarken gülüşü gözlerimde ve kulaklarımda yaşıyordu o sıralar, bu en sevdiğim manzara ve en sevdiğim tını olmuştu. Güne kahve içmeden başlayamıyordu. Kahvesini hep sıcak içiyordu. Ne süt ne de şeker kullanıyordu. En sevdiği ise filtre kahveydi ve bundan asla vazgeçmiyor, yeni tatlar denemiyordu. Gittiği her kafedeki sipariş fişini not defterinin arasında saklıyor, altına hem tarih hem de not düşüyordu. Nazik bir insandı ama güler yüzlü değildi. Soğuktu. Belki hayatında kimseye ihtiyaç duymuyordu belki de gülümsemesi öyle zordu ki yalnızca yalnızca gerçekten keyif aldığı ve mutlu olduğu anlara saklıyordu çünkü yalnızca gerçekten keyif aldığı anlarda gülümsüyordu. İnkâr edemeyecektim, her gece odamın penceresinden gökyüzündeki yıldızları izlerken o keyif aldığı anlardan birinde onunla birlikte olmayı diliyordum. Ancak... Kim içtiği sigaraların çöplerini saklayan bir hastayı severdi ki?
Sayfa 103·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Oysa onu bugün Kutay yapan her gözyaşını bilmek istiyorum ben.
Sayfa 102·Kitabı okudu
Bir şey olmuştu işte... Ağır gelmişti.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Ne zordu. Susuyordu. Yalnızca susuyordu. Kim bilir, göğüs kafesinde ne çok kırık kemikleri vardı ama o deniz kenarına gelip bir sigarayla paylaşıyordu hüznünü. Kimseye anlatmıyordu, kimseyle konuşmuyordu. Konuşmak yerine insanlardan kaçıyor ve saatler boyu tek başına bir tütün parçasının ona daha iyi gelmesini bekliyordu.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Zihnimdeki nasırı hissediyordum. Ağrıyan, içimi gıdıklayan o nasırı hissediyordum. Beni zorluyordu. Düşünmemi, hareket etmemi, hayaller kurmamı, her şeyi zorluyordu. Aklımın kurak topraklarında yıllar boyu bir savaş içerisinde bulunmak ruhumu yaşlandırmıştı. On yedi yaşında, tüm gün huzurevindeki pencereden dışarıyı izleyip gazetedeki bulmacaları çözen yaşlı bir insan gibiydim.
Sayfa 53·Kitabı okudu