Bir insan dağınık bireyleri başarılı bir biçimde esir alıp köleleştirse bile, onlar ne kadar kalabalık olurlarsa olsunlar, ben orada yine de bir yönetenle onun altındaki halkı değil, bir efendiyle kölelerini görürüm. Onlar bir birlik değil, toplu halde yaşayan bir kalabalıktır, orada henüz ne kamu düzeni, ne de siyaset vardır.
1686’da Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa kışın olağanüstü sert geçmesinin sefaleti daha da arttırdığını yazıyordu- halk soğuk nedeniyle elli gün evden dışarı çıkamamış, kendisi de sandalla Haliç’te giderken bir yandan kürekle buzu kırmak zorunda kalmıştı.
Kara Mustafa’nın kaderini sezdiğini iddia etti; 13 Aralık’taki büyük bir fırtınayı anlattıktan sonra, şu gözlemde bulunuyordu: "Aralık ayında gökgürültüsü ve şimşek olması, ülkenin hükümdarının gizlice önde gelen bir devlet adamını öldüreceğine ve mallarına el koyacağına işaret eder."