“Beni yüreğinde, Adam’ın yanında tut. Zaman zaman beni düşün.”
“Kolay olmayacak.”.
Ürkmüştü.
“Beni hatırlamak zor mu yani monptit?”
“Evet. Çünkü insanları hatırlamak için önce unutmak gerek. Ben bunu asla yapamam”
“Tamam peder Ambrósio, unutacağım, unutmaya çalışacağım. Çünkü affetmeye inanmıyorum.”
“Unutmakla affetmek arasında ne fark var?”
“İnsan affedince her şeyi unutur. Ama sadece unutursa çoğu zaman sonradan o şeyler tekrar su yüzüne çıkar.”
...ağabeyim, Babam, kendim hakkında temel bir şeyi sezmiştim. Bizlere başkaları tarafından sunulan bir geleneğin, kasten ya da farkında olmadan cahili olduğumuz bir geleneğin, bizi nasıl şekillendirdiğinin ayırdına varmıştım. Yegâne amacı başkalarını insan değilmiş gibi göstermek, canavarlaştırmak olan bir söyleme sesimizi ödünç verdiğimizi kavramaya başlamıştım. Ne de olsa o söylemi beslemek çok daha kolaydı, ne de olsa eldeki gücü korumak, İnsanın gözüne daima izlenmesi gereken yolmuş gibi görünürdü.