İki paralel çizgi çekti bizi kader
Birimizden biri silinene kadar
Ne güçlü doğdun diğerlerinden
Nerede şu İstanbul'da yaşamak kadar cesur
Bir avucumuza alırdık yaralı kuşları
Hangi şehrin bu şiiri ile şairi meçhul
Birde meşeler bölüşürdük şeffaf bu neşeden
İncecik iki ipin üzerinde
İncecik iki mağdur çocuk
İki paralel çizgi çekti bizi kader
Sırt sırta savaşırdı
İhtimaller vardı başka çizgilere kesişen
Uçurtma uçuralım dedik misal hava güzeldi
O gün başladı yağmur
Durmadı
Kader güneşi ustalıkla savuşturdu
A' noktalarını B' noktalarıyla kavuşturdu
Birçok uçurtmalar taşıdık sırtımızda çoğaldılar
Uçmayan
Biz iki paralel çizgi bu sayfalarda yan yana
İki dümdüz kurşun kiri
İki yaşlı küçük çocuk
Gün batımı el ele
Karanlıkta can cana
İki paralel çizgi çekti bizi kader
Şundan bir yudum çek ve anlat içindeki herşeyi biliyorsun olmayacağım hayatında.
Anlat işte dinlemek istiyorum.
Hani kabuslar/gerçekleşmesini istemediğin rüyalar akarsuya anlatılır ya sende öyle anlat bana.
Hiç tanımadığın tanıyamayacağın ırmağınım ben konuş bana.
Zaten düşündüm de bu aralar kendimi hiç yakıştıramıyorum sana.
Aldın kendini kendinden, seni benden hep yukarılara.
Ben yine şair olamadım yazamadım sana.
Aslında Hanzala, bir bitkinin adıydı. Bu öyle bir bitkiydi ki her kesildiğinde daha da büyüyordu. Belki de Naci el-Ali; simgeleştirdiği Hanzala'yı hep böyle görmek istiyordu: daha güçlenmiş, daha Mağrur ve sırtı dünyaya hep dönük...
...Herkes yabancıydı. Sert ve güçlüymüşüz gibi davranmak zorunda hissediyorduk. Çevremdeki çocukların hiçbiri astronot, öğretmen, doktor olacağım demezdi. Hepimiz soyguncu hırsız ya da suçlu olmayı hayal ederdik....