Ben bu yazardan nefret ediyorum, hani direkt incelemeye böyle başlamak genelde kırıcı ya da fazla eleştirel olabilir ama ben bu adamın hangi kitabı okursam okuyayım çok rahatsız hissediyorum. Evet, sevmediğim kitaplar ve yazarlar yine var ama hiçbiri bu adam kadar beni sinir etmiyor. Sorun psikolojik tahliller yazması, karakterleri drama sokması, dramları aşırı oluşturması değil - ki psikolojik dram seven birisiyim - sorun bu acıyı ilahlaştırıp yüceltmesi. Karakterin kurbanlığını zafer ilan etmesi. (Oysa acı çoğu kez bedel getirir.) Üzgünüm ama bana hiç hitap etmiyor bu durum. Karakterin acısını realize etmek yerine romantikleştirmek benim yazım ve okum tarzıma hitap etmiyor. Şöyle düşünün: Karakter bir uçurum kenarında ve atlayarak intihar ediyor. İntihar edene dek var olan ezici süreçten ziyade atlarkenki garip hoşlantıyı okuyoruz. Karakterler ne olursa olsun direkt uçurum kenarından atlamayı tercih ediyor ve bundan öyle ilahi bir keyif alıyor ki, sadece benim sinirim bozuluyor.
Misal, diyelim ki bir hastaya depresyon teşhisi konuluyor ve kişi dünyayı gri alan olarak görüyor. Bu normaldir. Çünkü okb, anksiyete, boderline vb. hastalıklarda kişi hep bir mücadele içindedir ve dünya soluktur. ben de bazı şeyler yaşamış biri olarak az çok biliyorum. Ama yazar bu gri dünyanın ne kadar trajik, ne kadar sömürücü olduğundan bahsetmiyor da, gri alanı güzelleştirip ona tapıyor. Ya da diyelim ki hastalığı bu, yani garip bir şekilde hayranlık duyuyor ama normalde bunu okurken biz o karakterin hasta olduğunu bildiğimiz için okur, anlarız. Ama yazar bunu ilke haline öyle bir getiriyor ki, kişi sağlıklı olsa da, hasta olsa da yazara göre acı muazzamdır, müthiştir. (Umarım aradaki farkı anlatabildim) Üzgünüm ama ciddi ciddi kökten ruhsal sorunları var bence. Melankolik mazo'nun