Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İlk toplumsal gerçekçi olan bu roman Sadri Ertem'in bizzat Anadolu'yu dolaşarak şahit olduğu insanların yaşamından yola çıkarak yazmıştır.
Konu itibarı ile masum eşkiyaların, kadın peygamberlerin peşine düşen ve olağanüstü güçlerden yardım bekleyen Adaköy halkının psikolojisini, sanayileşmenin getirmiş olduğu ekonomik çöküş yüzünden yaşanan sefalet ve açlıktan kurtulmaya çalışan halkın ayaklanması ama bir sonuç elde edememesi ve ellerinde bulunan çıkrıklarla kendi yerli mallarını üretmeye izin vermeyen Sıddıkzâdenin halkın mallarını gasbetmesi etrafında gelişen bir roman.
Açıkçası konu itibariyle halkı anlatmasına rağmen konu ve üslup çok basit bir çerçevede ele alınarak gereksiz betimleme ve mübâlağalarla süslenmeye çalışılmıştır. Okurken bazen sıkıldım fakat toplumsal gerçekçiliği yansıtması açısından mutlaka okunması gereken bir kitap.
İsmail Hakkı Baltacıoğlu: "Eğitim işi bahçıvan işine benzer. Bahçıvanın yapması gereken iş, elma ağacının elma vermesi için gerekli olan dış şartları sağlamaktır. Toprak, hava, su, güneş, gübre gibi şartlar sağlanınca ağaç yemişini kendi kendine verecektir. Eğitim işinde de böyledir. İnsan dışarıdan yetiştirilmez. Yetişme şartları var olunca insan kendi kendine yetişir. Terbiye etmek yoktur, terbiye olmak vardır."
Öğretmenini arayan bir kimse için bizzat öğrencisi olduğu öğretmeni bulmak da şart değildir. Aramanın kendisi bilinçli bir süreçtir. Bu nedenle arayan bulur; ama bugünden, ama geçmişten.