Ah eski ağrılarımı bulsam eski gözyaşlarımı, eski mahzunluklarımı bulsam ah bir kere kendimi kendi gözümle görsem, görsem de bir vakit olsun yaşadığıma, yaşamış olduğuma kâni olsam.
Ne güzeldir suçsuzken ağlamak, yol görmeden yürümek, uçup gitmiş ipek böceği kozalarını biriktirmek, ipeğe ve kaynamaya inanmamak, mercanköşk dalına yaslanarak ama eğmeden yaşamak.
Ağaçların gölgesi olduğu gibi kitapların da gölgesi olur. Ben babamın kitaplarının gölgesinde büyüdüm. Yazın serin, kışın sıcaktı. Elinde renk renk ispirtolu kalem, biliyorum benim için çizerdi satırların altlarını. Bıraktığı yerden aldığımda kitapları elime, baba gözü değmiş satırlarla yüzleşirdim. Bazı satırların yanına koyduğu soru işaretleri hâlâ cevabını bekliyor. Kuşlar içsin diye üzeri açık bırakılan su kapları gibiydi hem o kitaplar. Ruhuma birkaç damla duru su sıçramışsa bundan.