Okumaya ilişkin, kuşkusuz anlatacak çok şeyim var. Hiç okuma serüvenim biter mi benim. Tıpkı geceler gündüzler boyu hatıralarını anlatan geveze adamlar gibi. Neden bitmez?
Çünkü benim kitapların dışında, kitaplardan bağımsız bir hayatım olmadı. Bir şekilde hep kitaplara bağlandı hayatım. Bir şoförün geceler ve günler boyu, siyah asfaltı ve kıvrım kıvrım yolları takip etmesi gibi, ben de cümlelerin uzun ince yolunu takip ettim. Yolum nerelerden geçmedi, hangi duraklara uğramadı?
Kitap hep oldu yanımda, kendimi bildim bileli, açken de, susuzken de, yolculuk yaparken de, bir işte çalışırken de. En çok onlar giderdi yalnızlığımı, en çok onlarla paylaştım acılarımı, en çok onlarda aradım kendimi, en çok onlarla zaman geçirdim, en çok onların yüzüne baktım, en çok onlarla konuştum, en çok onlarla kavga ettim, en çok onlar çizdi yolumu, en çok onlara sordum sorularımı.
En çok onlarla hayal kurdum, en çok onlarla baktım geleceğe, en çok onlarla karnım acıktı, en çok onlarla geçirdim gecelerimi, en çok onlarla ulaştım gündüze, en çok onlarla ağladım. En çok onlarla parasız kaldım. En çok onlar dost oldular bana, en çok onlarla baktım göğe.
Parasız kalsam da, kitaplar için hep bir bütçem oldu, yersiz yurtsuz olsam da kitaplarımı koyacak hep bir yerim bulundu; hiçbir yer olmasa, başımın üstünde....