merve ilter

merve ilter
@_merveilterr
Bilen, kendi varlığından yukarılara tırmanan insandır.
Sağlık Bakanlığı
295 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı

merve ilter

, bir kitap okudu
Puan vermedi·349 syf.·
2026 16. kitabı
Cemil Meriç
8.8/10 · 1.846 okunma
Reklam
Puan vermedi·156 syf.··
2026 14. kitabı
Beyaz Kale aslında benim Doğu ve Batı arasındaki o tekinsiz aynaya nasıl baktığımı çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Karakterlerin birbirlerini alt etmek için girdikleri o amansız yarışın, aslında karşılıklı bir "istila" çabasından ibaret olduğunu; ancak hissettiğim gibi, bu çabanın en nihayetinde eğreti ve uşaklaşmış bir benlikten başka bir şey doğurmadığını görüyorum. İnsanın başka birinin geçmişini, acılarını veya tecrübelerini çalarak kendine yeni bir öz inşa edemeyeceği gerçeği, romanın o rahatsız edici atmosferinin temelindeki en büyük hakikat olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle İtalyan kölenin rüyasında ailesinin onu tanımaması, bir başkasının hayatını çalmaya veya ona benzemeye çalışırken ödenen o en ağır bedelin, yani kendi geçmişine bile yabancılaşmanın sarsıcı bir kanıtı gibiydi. Batı'ya duyulan o yoğun hayranlığın ve onlara karışma arzusunun, günün sonunda iki taraf için de samimiyetten uzak bir kimlik kaybına yol açtığını; lakin her şeye rağmen insanın kendi sarsılmaz özüne, yani yaşanmışlıklarının o sert çekirdeğine geri döneceğini savunuyorum. Bu kabul ediş ve devam etme hali, romanın o belirsiz finalini bir mağlubiyetten ziyade, kendi sınırlarımı ve biricikliğimi tanıdığım bir olgunlaşma evresine taşıyor. Benim için bu analiz, okuma serüvenimde sadece kurgusal takaslara değil, gerçek ve çalınamaz olan yaşanmışlıkların gücüne ne kadar değer verdiğimin farkındalığını oluşturdu aslında.
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,2bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 13. kitabı
Eser, sadece askeri bir mağlubiyeti değil, bir zihniyetin ve hayalin hüzünlü sonunu anlatır. Bu tahlilin merkezinde, Anadolu’nun öz evlatlarının hiç bilmedikleri coğrafyalarda, dilini dahi konuşamadıkları halklar için harcanışına duyulan o haklı isyan yer alır. Falih Rıfkı, koca bir devletin yönetim kademesindeki hırsların, Ahmet gibi binlerce gencin sessizce yok oluşuyla nasıl ödenen devasa bir insani bedele dönüştüğünü adeta okuyucunun kalbine kazır. "ücretsiz tarla ve sokak bekçiliği" benzetmesi, Osmanlı’nın bu topraklardaki trajik konumunu özetler. İmparatorluğun merkezindeki karar vericiler, buraları vatanın ayrılmaz bir parçası olarak görse de, sahadaki gerçeklik Anadolu insanının hem emeğinin hem de kanının hiçbir karşılık bulamadan bu topraklara akıtılmasıdır. Bizlerin "milletimiz" diyerek kucaklamaya çalıştığı kitlelerin, Mehmetçiği bir "yabancı" veya "işgalci" olarak görmeye başlaması, idealler ile gerçeklik arasındaki o aşılmaz uçurumu ortaya koyar. Bu süreçte Enver Paşa gibi figürlerin sergilediği cesaret ve stratejik hırslar, yazarın rasyonalist bakış açısıyla süzüldüğünde; ayakları yere basmayan bir romantizmin Anadolu’yu nasıl tükettiğini gösteren birer kanıta dönüşür. Sonuç olarak Zeytindağı, okuyucuyu tarihin sadece rakamlardan ibaret olmadığı gerçeğiyle yüzleştirir. Kitabı bitirdiğimizde hissettiğimiz o ağır keder, aslında bir devrin kapanışına duyulan üzüntüden ziyade, binlerce Ahmet’in o kızgın çöllerde hiçbir yere ait olamadan kaybolup gitmesine duyulan merhamettir. Bu eser, bizlere bugün üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarının kıymetini anlatırken, tarihin tozlu sayfalarında unutulan gencecik ruhların çığlığını bugüne taşır. Bir imparatorluğun vedası olan bu anlatı, aynı zamanda milli bir uyanışın ve "vatan" kavramının sınırlarının kanla, terle
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,7bin okunma