İnanmış bir insan kendini asla kökten bir şekilde, mutlak bir şekilde değersiz hissetmez ve mutlak bir şekilde yalnız hissetmez. Mutlak bir şekilde değersiz hissetmez çünkü o Allah'ın yeryüzündeki halifesidir. O Allah'ın üzerine vurduğu gölgedir. O'ndan bir can taşımaktadır. O'ndan bir öz taşımaktadır. Dolayısıyla 'Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin,' diyen bir medeniyette kökten bir değersizlik duygusu olamaz. Kendisinin Allah'tan bir öz, bir cevher taşıdığına, Allah'ın kendisine şah damarından daha yakın olduğuna inanan bir varlık asla koyu bir değersizlik hissine mağlup olmayacaktır. Mutlak bir yalnızlık da olmayacaktır. Kimsesi yoksa da Allah'ı vardır. Allah bes baki heves diyoruz, değil mi? Dolayısıyla bir medeniyetin kodları, aslında insanın kimliğini de tanımlamış oluyor.