Alimler şöyle demişlerdir: Namazdan saltanat ve yönetimi alıkoymuş olan Firavun'la, makamı alıkoymuş olan Haman'la, serveti ve hazineleri alıkoymuş olan Karun'la, ticaret ve kazancı alıkoymuş olan da Übeyy b. Halef'le haşrolunur.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'e ilaçların, sebeplerin ve tehlikeden sakınmanın kaderdekini engelleyip engellemeyeceği sorulduğunda, "Bunlar da Allah'ın kaderindendir" diye cevap verdi. Bu cevap, insanlara öğretilmesi ve Müslümanlar arasında yayılması gereken müthiş nebevi sözlerdendir. Yani biz, başka bir hadiste ifade edildiği gibi "Allah'ın kaderini yine Allah'ın kaderiyle önler", Ömer'in (radıyallahu anhu) söylediği gibi "Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine kaçarız". Kaderleri birbiriyle def ederiz. İbn Teymiyye'nin Abdülkadir Geylani'den naklettiği gibi: "Yiğit kadere teslim olan değildir. Asıl yiğit kadere kaderle karşı koyandır!"
Allah'tan yardım isteyen ve yardım alan asla yenilmez. Allah'ın verdiği ile yetinen asla fakir düşmez. İzzeti Allah'ta arayan asla zelil düşmez.
"Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Şu halde mü'minler ancak Allah'a güvenip dayansınlar." (Al-i İmran:160)
“Allah,” dedi birden, “dünyayı insan için var etti doğru, lakin insanı dünya için değil. Dünyaya sahip olmak için değil Allah’ın kudretine şahit olmak için geldik.”