Dünyada rahatlık aramıyoruz, dünyanın katılığını olağan karşılamıyoruz ve bu katılığa katılıkla cevap vermek gerektiğini düşünmüyoruz. O halde dünyada rahatlık aramıyoruz diye eziyeti onayladığımız söylenebilir mi? Dünyanın katılığına katılıkla cevap veremeyeceğimize göre yumuşaklık gösterip ezilmeyi mi kabullendik? Yenilmeyi göze mi aldık? İşte diyalektik tuzağı. Sen ve ben bu tuzağa yakalanmadığımız kadar insanız. Çoğu kimse bu tuzağa düştüğü için insanlığından uzaklaşıyor.
Abdülaziz hocanın gençleri harekete geçirmeye ve onlara mesuliyetlerini hatırlatma adına hem nasihat edici hem harekete geçirici eseri.
"Genç; inancı ve idealleri uğruna fedakârlık yapabilendir." Zulümlerin durmasında, ümmetin yeniden birlik olmasında; Hakka, adalete ve tevhide dayalı yeni bir dünyayı kurmada gençliğin önemi çok büyük.
"Biz, şehrin öteki ucundan koşarak gelen adamlarız, Allah'ın rızasından başka kaybedecek bir şeyi olmayan bir avuç Müslümanız."
Hak uğrunda şehrin öteki ucundan gelen insanlar olmalı ve karanlığa karşı mum yakmaktan vazgeçmemeliyiz. Tıpkı bu kitap gibi.