Mehmet

Ehl-i cehennem, birisi muvakkat ve diğeri müebbed olmak üzere iki kısımdır: Muvakkat olanlar isti’dâd-ı ezelîleri mağfireti iktizâ etmeyen usât-ı mü’minîndir. Bunlar tecellî-i Müntakim’den sonra cennete idhâl olunurlar. Müebbed olanlar ehl-i şirk ve küfür ve nifâk olup, aslâ cehennemden çıkmazlar. Çünkü isti’dâd-ı ezelîlerinin iktizâsı budur. Onlar Hakk’ı ancak cehennemde zikrederler; ve cehennem onların ma’bedidir. Fakat devre-i medîdeden sonra cehennemin ateşi soğuyup, harâreti zâil ve ىــلع يــتمحر تقبــس يــبضغ [Rahmetim gazabımı geçmiştir.]54 sırrının zuhûruna mebnî bu hâl ehl-i cehennem hakkında bir naîm olur. Nitekim hadîs-i şerîfte اــهيف تــبنيف رــيجرجل� ةرجــ َش [Orada Circîr ağacı yetişir.]55 buyurulmuştur. “Circîr” ya’ni maydanos, gāyet sulak mahalde biten bir nebattır; ve Kur’ân-ı Kerîm’de اـ ـباقح� اـ ـهيف نــيثبال (Nebe’, 78/23) [Orada devirler boyunca kalıcılardır.] âyet-i kerîmesi ile intihâ-yı azâba işâret buyurulur. Zîrâ “hukub” seksen yıl ma’nâsına gelir. Ve “ahkāb” “hukub”un cem’i olup müddet-i medîdeden kinâye olmakla, intihâ ma’nâsını ifâde eder.
Mehmet
da tayyib ve habîs yekdîğerinden mütemeyyiz olduğundan, ehl-i cennetin naîmi tayyibât ve ehl-i cehennemin naîmi de habîsât cinsindendir. Ehl-i cennetin naîmi mahz-ı imtinân ile “Rahmânü’r-Rahîm” hazretinden ve ehl-i cehennemin naîmi ise tecellî-i Müntakim’den ve azâb-ı elîmden sonra “Erhamü’r-râhimîn”in rahmetinden zâhir olur; ve âteş-i cehennemin zevâlinden sonra, ehl-i cehennemin bu küre-i mutasallibe üzerindeki maîşetleri gāyet süflî ve hakîr ve azâbât-ı sâire dâiresindedir; ve ebediyyen oradan çıkmazlar.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ehl-i cehennem, birisi muvakkat ve diğeri müebbed olmak üzere iki kısımdır: Muvakkat olanlar isti’dâd-ı ezelîleri mağfireti iktizâ etmeyen usât-ı mü’minîndir. Bunlar tecellî-i Müntakim’den sonra cennete idhâl olunurlar. Müebbed olanlar ehl-i şirk ve küfür ve nifâk olup, aslâ cehennemden çıkmazlar. Çünkü isti’dâd-ı ezelîlerinin iktizâsı budur. Onlar Hakk’ı ancak cehennemde zikrederler; ve cehennem onların ma’bedidir. Fakat devre-i medîdeden sonra cehennemin ateşi soğuyup, harâreti zâil ve ىــلع يــتمحر تقبــس يــبضغ [Rahmetim gazabımı geçmiştir.]54 sırrının zuhûruna mebnî bu hâl ehl-i cehennem hakkında bir naîm olur. Nitekim hadîs-i şerîfte اــهيف تــبنيف رــيجرجل� ةرجــ َش [Orada Circîr ağacı yetişir.]55 buyurulmuştur. “Circîr” ya’ni maydanos, gāyet sulak mahalde biten bir nebattır; ve Kur’ân-ı Kerîm’de اـ ـباقح� اـ ـهيف نــيثبال (Nebe’, 78/23) [Orada devirler boyunca kalıcılardır.] âyet-i kerîmesi ile intihâ-yı azâba işâret buyurulur. Zîrâ “hukub” seksen yıl ma’nâsına gelir. Ve “ahkāb” “hukub”un cem’i olup müddet-i medîdeden kinâye olmakla, intihâ ma’nâsını ifâde eder.
Mehmet
İmdi ehl-i cehennemin naîmi, ehl-i cennetin naîmine mübâyindir. Velâkin emr-i iltizâz ve tena’umda her ikisi müsâvîdir. Çünkü ehl-i cennete nisbeten, cennetin ni’metleri ne ise, ehl-i cehenneme nisbeten dahi azâb-ı cehennem olur. Zîrâ tab’larına mülâyim olan ni’metler bunlardır. Ehl-i cennet, cehennemden nasıl kaçarsa, ehl-i cehennem dahi ehl-i cennetten öyleyce kaçar.

Mehmet

, bir kitap okudu
Puan vermedi·96 syf.·
2024 13. kitabı
Hakan Şarkdemir
8/10 · 5 okunma
Mehmet
Tadat: sayarak yoklama yapma anlamına gelir
Senin hüznün bir yazgıdır, bir eski zamandır büyüksün artık büyük dirimine inandır beni
Mehmet
Dirim yaşam, yaşama gücü anlamlarına gelen bir kelimedir.