Ehl-i cehennem, birisi muvakkat ve diğeri müebbed olmak üzere iki kısımdır: Muvakkat olanlar isti’dâd-ı ezelîleri mağfireti iktizâ etmeyen usât-ı mü’minîndir. Bunlar tecellî-i Müntakim’den sonra cennete idhâl olunurlar. Müebbed olanlar ehl-i şirk ve küfür ve nifâk olup, aslâ cehennemden çıkmazlar. Çünkü isti’dâd-ı ezelîlerinin iktizâsı budur. Onlar Hakk’ı ancak cehennemde zikrederler; ve cehennem onların ma’bedidir. Fakat devre-i medîdeden sonra cehennemin ateşi soğuyup, harâreti zâil ve ىــلع يــتمحر تقبــس يــبضغ [Rahmetim gazabımı geçmiştir.]54 sırrının zuhûruna mebnî bu hâl ehl-i cehennem hakkında bir naîm olur. Nitekim hadîs-i şerîfte اــهيف تــبنيف رــيجرجل� ةرجــ َش [Orada Circîr ağacı yetişir.]55 buyurulmuştur. “Circîr” ya’ni maydanos, gāyet sulak mahalde biten bir nebattır; ve Kur’ân-ı Kerîm’de اـ ـباقح� اـ ـهيف نــيثبال (Nebe’, 78/23) [Orada devirler boyunca kalıcılardır.] âyet-i kerîmesi ile intihâ-yı azâba işâret buyurulur. Zîrâ “hukub” seksen yıl ma’nâsına gelir. Ve “ahkāb” “hukub”un cem’i olup müddet-i medîdeden kinâye olmakla, intihâ ma’nâsını ifâde eder.
Ehl-i cehennem, birisi muvakkat ve diğeri müebbed olmak üzere iki kısımdır: Muvakkat olanlar isti’dâd-ı ezelîleri mağfireti iktizâ etmeyen usât-ı mü’minîndir. Bunlar tecellî-i Müntakim’den sonra cennete idhâl olunurlar. Müebbed olanlar ehl-i şirk ve küfür ve nifâk olup, aslâ cehennemden çıkmazlar. Çünkü isti’dâd-ı ezelîlerinin iktizâsı budur. Onlar Hakk’ı ancak cehennemde zikrederler; ve cehennem onların ma’bedidir. Fakat devre-i medîdeden sonra cehennemin ateşi soğuyup, harâreti zâil ve ىــلع يــتمحر تقبــس يــبضغ [Rahmetim gazabımı geçmiştir.]54 sırrının zuhûruna mebnî bu hâl ehl-i cehennem hakkında bir naîm olur. Nitekim hadîs-i şerîfte اــهيف تــبنيف رــيجرجل� ةرجــ َش [Orada Circîr ağacı yetişir.]55 buyurulmuştur. “Circîr” ya’ni maydanos, gāyet sulak mahalde biten bir nebattır; ve Kur’ân-ı Kerîm’de اـ ـباقح� اـ ـهيف نــيثبال (Nebe’, 78/23) [Orada devirler boyunca kalıcılardır.] âyet-i kerîmesi ile intihâ-yı azâba işâret buyurulur. Zîrâ “hukub” seksen yıl ma’nâsına gelir. Ve “ahkāb” “hukub”un cem’i olup müddet-i medîdeden kinâye olmakla, intihâ ma’nâsını ifâde eder.