Neslihan

tutunamayanlara dair…
Puan vermedi·724 syf.·
2022 14. kitabı
Bazı anlar vardır ya güzelliğini ve büyüsünü kelimelere dökemezsiniz, bunu hissetmek o anı yaşayanlara özeldir, ne yazsanız eksik kalır. İşte bazı kitaplar da tam olarak böyledir. Okuruna pek çok şey hissettirir, yaşatır, uzunca bir yolculuğa çıkarır. “Ne okudun, hangi duyguları canlandırdı zihninde” soruları yöneltildiğinde bir türlü tatmin edici bir cevap verilemez böyle hissettiren kitaplara. Tutunamayanlar da bunu hissettiğim bir okuma, bir yolculuk, edebi bir durak oldu. Konusundan çok kısaca bahsedip, sonrasında kitabın hissettirdiklerine, neden Türkiye’de en çok yarım bırakılan kitap olduğuna, kitabın anlatımına ve yöntemine değinmek istiyorum. Kitapta pek çok isimle karşılaşsak da ana karakterimiz Selim Işık’ı ve arkadaşı Turgut Özben’i okuyoruz. Turgut Özben’in, Selim’in intiharını araştırmak istemesi ve onun hayatındaki insanlarla görüşüp, Selim hakkında daha derin bilgilere başvurmak istemesiyle şekilleniyor kitap. Farklı farklı kişilerden Selim’i ve onun iç dünyasını dinliyoruz. Bu yüzden kitap kişisel bir yolculuğa dönüştüğü için olaylar değil, durumlar ön plana çıkıyor. Kitabın yarım bırakılmasındaki en büyük sebep bu. Oğuz Atay’ı tanımadan, üslubunu henüz kavrayamadan, olaylarla çevrelenmiş bir roman anlayışıyla kitaba başlayanlar bu yüzden devamını getiremiyor. Çünkü Tutunamayanlar, ne anlatıldığından ziyade, nasıl anlatıldığının ön plana çıktığı bir başkaldırı romanıdır. Bir fincan kahve alıp, arkanıza yaslanarak okuyacağınız bir kitap değildir. Kendinize sessiz sakin bir köşe seçerek uzun soluklu bir okuma yapacağınızı ve bu okuma için ciddi bir zaman ayırmanız gerektiğini de eklemiş olayım. Oğuz Atay’ın da istediği tam olarak budur belki de. Okuru yormak ve kitaba kimlerin tutunup, kimlerin tutunamayacağını görmek… Kitabı daha iyi anlamak için
Roman
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·147 syf.·
2021 16. kitabı
Mustafa Kutlu, hikayelerini koşulsuz şartsız okuduğum, dimağımda bambaşka lezzetler bırakan, okuma serüveninde samimiyetle satırlarına sarıldığım ve çok sevdiğim kıymetli bir yazarımız. Denemelerini, hikayeleri kadar sevemesem de fikirlerine kıymet verdiğim bir büyüğüm olduğu için alıp okumaya özen gösteririm. Kitabın ismi hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Akıntıya karşı; kapitalizme, küresel dünya düzenine, tüketim toplumuna, her anlamda var olan sömürgeciliğe karşı bir durumu simgeliyor. Akıntı, burada bahsettiğim kavramlara işaret ediyor. Eğer ki Mustafa Kutlu’yu kitapları dışında tanıyorsanız sosyal medya ve telefon kullanmayan, yazarlığı boyunca hiç imza günü düzenlememiş, tarıma ve toprağa dayalı bir hayat sistemine geçişi savunan bir yazar olduğunu da biliyorsunuzdur. Kitapta yer alan denemeler de bir gazetede yayımlanan yazılarından derlenmiş ve okuyucuya ulaştırılmış. Gazete takip etme alışkanlığı olmayan ben ve pek çokları için elimizin altında kitaplaşmış halinin bulunması çok kıymetli diye düşünüyorum. “Kalbin Sesi ve Toprağa Dönüş” kitabını okuduysanız ve oradaki denemelerine hakimseniz bu kitapta da benzer başlıkların yer aldığını göreceksiniz. Şimdi kitabı bir kenara bırakıp hem Mustafa Kutlu’yu seven bir okuyucu olarak hem de fikirlerine önem verdiğim bir büyüğüm bir abim olarak gördüğüm için serzenişlerine katılmakla beraber ufak bir eleştiride bulunmak istiyorum: Keşke hitap ettiği kitle için bir çözüm önerisinde bulunsaydı. Bu kadar seven ve çıktığı her kitabı benim gibi okumak için heveslenen okuyucularına biraz da olsa ışık tutabilseydi. Okuyucularının her şeyin farkında ve bilinçli olduğunu fakat mesele çözüm üretme noktasına geldiğinde tıkandıklarını tahmin ederek yol gösterebilseydi. Medyanın zararları, dilin yozlaştığı, dünyanın
Akıntıya KarşıMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 2021409 okunma
10/10
·344 syf.·
2021 9. kitabı
Bazı sayfalarında hüzünlendiğim ve gözyaşı döktüğüm, bazı sayfalarında tebessüm ettiğim çok kıymetli bir serüvendi benim için. Zorluklarla büyüyen, eli öpülesi kahraman bir dedeye ve babaya sahip, okul hayatını derecelerle bitirmiş, inançlı, azimli, çalışkan ve umut dolu bir hayatın kitaplaşmasıdır Omuzlarımda Dünya. Anadolu irfanıyla beslenmiş, örnek alınası tertemiz bir yaşayış . Alınması gereken o kadar çok ders var ki bu yüzden okunup kenara konulacak bir kitap değil. Çok sevdiğim ve kendime ders çıkardığım bir yolculuk oldu benim için. İyi ki okumuşum ve iyi ki daha iyi tanıma fırsatı bulmuşum diyorum...
Edebiyat
Omuzlarımda DünyaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20242,013 okunma
10/10
·224 syf.·
2021 3. kitabı
Kitap mı okudum yoksa kitabı not defterine mi çevirdim bilmiyorum. Altını çizdiğim onlarca satır, not aldığım cümleler, durup düşündüğüm bölümlerle dolu bir okuma oldu. Alıştığımız kişisel gelişim kitaplarından değil. Hem sohbet havasında yazılmış hem de bilimsel araştırmalarla zenginleştirilmiş müthiş bir kitap. Kapağında yazan “kısa bir ömre uzun bir hayat sığar cümlesi” kitaplıkta daha fazla bekletmemem gerektiğini hissettirdi. Okudukça iyi ki ertelememişim iyi ki tam ihtiyacım olan zamanda elime almışım dedim. Bu alanda pek çok okuma yaptım. Beni bu kadar etkilemesi cümlelerin hayatın tam içinden olmasıydı. Yazarın bizden biri olduğu hissine vardım. Yani yukarıdan bakan bir anlatıyla; kalk, koş, durma, erken uyu, erken kalk, spor yap gibi komutları yok. Her şeyi sebebiyle beraber açıklaması ve bir temele dayandırması kitabın, uygulanabilir ve hayata geçirilebilir olduğunu hissettiriyor. Bu kitabın size hayat boyunca yol arkadaşlığı yapacağına işaret. İrade konusunda okuma yapmak istiyorsanız gönül rahatlığıyla tavsiyemdir. Umarım yazarın daha fazla kitabını raflarda görmek nasip olur...
İrade EğitimiFerhat Kardaş · Timaş Yayınları · 2020615 okunma
10/10
·249 syf.·
2021 1. kitabı
Semerkant... İlk sayfasından son sayfasına kadar hayranlıkla okuduğum bir roman. Amin Maalouf tarih, coğrafya, sosyoloji, kültür demeden hepsini harmanlayarak anlatmış. Kitapta Hasan Sabbah, Ömer Hayyam, Nizamülmülk buluşmuş da siz onların peşinden tarihe tanıklık edip diyar diyar geziyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Semerkant sokaklarında onlarla berabersiniz sanki. Diliyle kurgusuyla müthiş bir roman çıkmış ortaya. Daha önce Afrikalı Leo’yu okuyup onu da çok sevmiştim fakat bu kitap bende bambaşka hislere sebep oldu. Bir okuyucu olarak hem kurgunun insanı çektiği hem de dilin edebi zevkini tamamen hissettiğiniz romanları bulmakta açıkçası ben biraz zorlanıyorum. Bu yüzden yazarla tanışmış olmaktan büyük mutluluk ve keyif duyuyorum. Okumadığım ne kadar kitabı varsa okumaya niyetliyim. Ayrıca kitabın başlangıcı ve sonu da benim için biraz sürpriz oldu. Son olarak rahatsız olduğum minicik bir kısmı da eklemeden geçemeyeceğim. Yazar İran’ı, İran kültürünü göklere çıkarırken Türk kültür ve yaşayışını yeren ifadelere yer veriyor. Bunu da belirtmek istiyorum. Gönülden herkese tavsiyemdir...
Edebiyat
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma