Zurnalarbenimiçinçalıyor

Zurnalarbenimiçinçalıyor
Yalnız deyil insanlara, vəhşilərə sorsan, Onlar belə insandakı vəhşiliyə heyran. Bilməm şu cinayət, şu xəyanət, şu fəlakət Bitməzmi, ilahi! Bu qədər səbrə nə hacət? Ver, bir buyuruq ver də cəhənnəmlər açılsın, Coşsun, bütün atəşləri dünyaya saçılsın. Yaqsın da, şu zalım bəşərin yurdunu yıqsın, Həp yer yüzü bir ah olaraq göylərə çıqsın.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·112 syf.·
Beğendi
·
2022 30. kitabı
Hüseyn Cavid
9.1/10 · 1.100 okunma
O dönemin tarih anlayışı Türk ve Müslümanları kapsı­ yordu. Bu da yaklaşık bin küsur yıllık bir dönem demekti. Oysa bu topraklardaki insanlık tarihinin izleri on binlerce yıl öncesine uzanıyordu. Ki , Fatih Sultan Mehmed gibi büyük padişahlar bunun ayrımındaydı. O yüzden, Fatih Sultan Mehmed, kendisine model olarak Büyük İskender'i seçmiş, "Ben Roma İmparatoruyum" demekten hiç çekinmemişti. Kaderin cilvesine bakın ki, ondan dört yüz yıl sonra hükme­den torunlarının vizyonu onun çok gerisindeydi. Bu ülkede, sadece bin küsur yıllık bir tarihe ilgi göstermek, sadece o dö­nemdeki kültürlere sahip çıkmak, en basit tabirde büyük bir cahillikti. Ve bu cehalet, Pergamon Altarı gibi muhteşem bir eseri Berlin'e taşımak isteyen Almanya'nın çok işine yaradı. Alman veliahtının özel ricası devreye girdi, kazılarda yapılan masraf ve emeğin karşılığı olarak Berlin Müzesi'ne bir değil, iki hissenin verilmesi bizzat Osmanlı Devleti tarafından kabul edildi
Tarih
"Anılar önem­lidir. Anılar, yaşananları hatırlatır. Yapılan kötülükleri ve iyilikleri, acıları ve mutlulukları. Anılarını unutursan, yaşa­nanları da unutursun. Yaşananları unutursan, geçmiş tekrar eder."
Alıntı
Gereksiz merhametten, an­lamsız vicdandan, yararı olmayan şefkatten kurtulmalıydık. İdealimizin keskin kılıcıyla kesip atmalıydık bize engel olan ne varsa. Ne başkasına acıyacak kadar kibirli, ne hataları bağışlayacak kadar şahsiyetsiz ne de acizlere yardım edecek kadar çaresiz olmaya hakkımız vardı. Acizlere yardım etmek, doğaya kötülüktü. Güçsüzleri kendi haline bırak­malıydık, ayakta duramayanlar düşmeliydi, direnemeyenler yok olmalıydı, korkaklar imha edilmeliydi. Tembellerin hayatı yavaşlatmasına daha fazla izin veremezdik. Gerek­tiği kadar acımasız olmalıydık, gerektiği kadar kararlı, gerektiği kadar inatçı. Ve çelikten pençelerimizle parçalayıp düşmanlarımızın göğüs kafesini, çekip çıkartmalıydık sefil yüreklerini
Alıntı