Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kurutucu ve yakıcı sıcaksa bedenin derinliklerine, kemiklere, beyne sızıyordu ve zaman zaman öyle geliyordu ki insana, omuzların üstünde sallananlar baş değil, sıra dışı ve acayip kürelerdi; hem ağır, hem hafif, hem yabancı, hem korkunç.
Şimdi kader -ya da pek inançlı olmayan insanların deyimiyle rastlantı- Andreas'ı saat ondaki ayinin tam bi timinde oraya ulaştırmıştı yine. Doğal olarak onun da gözü geçen sefer içki içtiği kilise yakınındaki bistroya ilişti ve oraya girdi yine.
Ona geçen seferki gibi şu kafeye yeni paralar kazan masını sağlayacak şişman, bıyıklı, çocuksu yüzlü bir adam göndermeyen kadere ne de olsa biraz öfkelendi.
Çünkü insanoğlu hiçbir şeye başına bir, iki, üç kez gelen mucize kadar kolay alışmazdı. Evet! İnsan doğası böyledir, ona rastlantısal ya da geçici olarak vaat edilen bir şans süreklilik arz etmezse öfkeye kapılabilir. Böyledir insanoğlu; öyleyse Andreas'tan neden farklı bir yaklaşım bekleyecektik ki?