kyrios maldoror

Mevlana
Çok acılar çekerim, çok acılar Köpek değilim, onu ısıramam Isırırım dudağımı Büyük kişilerin sırlarına ortağım Yine de na şu kadar övünemem Bütün ayıplar bende ama Ne yapıp yapmalı, ulaşmalı dostlara Geride kalmayı Kendime yediremem. Mevlana-3, Yılmaz Erdoğan youtu.be/clmvdyyhJRo
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Oscar Wilde - ‘’ El retrato de Dorian Gray ‘’ 
Gençliğimi deşmek biçare hançerlerle,  şu rezil çağın cafcaflı üniformasını kuşanmak. “Üst”üm olan her elin cebimden çalması, ruhumu bir kadının saçlarının içinde hapsetmek ve hepi topu talihin uşağı olmak;  Yemin olsun ki istemem bunları! Yemin olsun ki denizdeki köpük kadar,  yaz esintisinde savrulan tohumsuz,  şeytanarabası kadar dahi yok gözümde bunlar.  Hayatımı alaya alan,  beni tanımayan bu yalancı budalalarla olmaktansa,  yapayalnız kalmak yeğdir bana;  Bembeyaz ruhumun günahı dudaklarından öptüğü o boğuk kavgaların inine dönmektense,  en alçak damlı en yoksul evin en ücra köşesine konuk olmak yeğdir bana.  Dördüncü Bab: Bir Yusuf, Bir Şivekâr - İsmet Özel youtu.be/BUeoKaQqzE0
Thomas Bernhard, Wittgenstein'ın Yeğeni
O sıralar herkes tarafından da terk edilmiştim, ben onların hepsini terk etmiştim çünkü, işin aslı bu, hiç kimseyi istemiyordum, tıpkı artık hiçbir şeyi istemeyişim ama her şeye de kendi elimle son veremeyecek kadar korkak oluşum gibi. Ve belki de kapkara yılgınlığımın zirvesinde, artık bu sözcüğü ağzıma almaktan da utanmıyorum, çünkü çoktandır, içinde süslenecek tek bir şey kalmayan ama her şeyin sürekli olarak üstelik de en iğrendirici biçimde süslendiği bir dünyada kendi kendime yalan söylemek ve bir şeyleri süslemek niyetinde değilim, Paul çıktı karşıma. O sırada benim için öylesine bambaşka, yeni bir insandı ki, üstelik de yıllar yılı hiçbirine duymadığım kadar hayranlık duyuyordum, o an işte benim kurtarıcım, dedim içimden. Şehir parkının sırası üzerinde otururken birden tekrar bütün bunların apaçık bilincine vardım ve şu dokunaklı halimden, eskiden hiçbir zaman ruhuma girmelerine izin vermediğim ama şimdi zorla, sıkış tıkış ruhuma dahil ettiğim büyük laflardan da utanmadım, şu anda bana müthiş iyi geliyorlardı, onların üzerimdeki etkisini kesinlikle hafifletmeye kalkışmadım. Serinleten bir yağmur gibi bütün bu sözcüklerin üzerimden kayıp gitmelerine izin verdim. Dean Can Dance - The Host Of Seraphim youtu.be/QJhVM930YXY
J.W.v Goethe, Faust
İşte, ah! felsefe, Hem hukuk, hem hekimlik, Hem de ilâhiyat ne yazık Okudum hepsini, hummalı hevesle! Okudum da ne oldum, zavallı ahmak! Hâlâ önceki çaylak; Sanım master, hatta doktor, Nerdeyse on yıl oluyor, Aşağı yukarı eğip büküp, Öğrencileri avutup eğitip Görüyorum ki, bilemeyiz hiçbir şey Bu da yakıyor yüreğimi epey. Gerçi zekiyim bütün o boşboğazlardan, Doktor, master, yazar ve papazlardan; Ne vicdan azabı duyuyorum, ne kuşku, Ne cehennem, ne şeytan korkusu Buna karşılık bütün sevincim bitti, Aklım hiçbir şeye ermedi gitti, Taslamıyorum, bir şey öğretebilirim diye, İnsanları iyiye, doğruya yöneltebilirim diye. Üstelik param pulum da yok, Dünyanın şanı şöhreti bana tok. İt bile istemez böyle yaşamak! Bu yüzden istedim sihirle uğraşmak, Belki ruhun gücüyle dilin imi, Çözer diye kimi gizemi; O zaman döke döke acı terler, Konuşmam her şeyden bihaber; O zaman bilirim dünyayı
İsmet Özel, Gececil Kuşların Ürkmediği Aydınlık
Ama kim? Ben miyim burda bir esrime mi nedir bu kuşların uçuşunda gördüğüm? Aptalca beklerim o hiç sökmeyecek şafağı. Oysa yüreğimden akan o derin suda kırmızılar öylesine yırtılır ki siner kan, huysuz kemanlar dolar şahdamarıma, yansır kin savaşçıları, gürül gürül ordular utancın köpürttüğü yanaklarımdan. Köz komamış ateşinden bize o adam şimdi gülüşlerimiz yırtıcı, gülüşlerimiz korkunç ağır, kara bir zırh taşıdığımızdan. youtu.be/NNIZ9Hj0e5w