kyrios maldoror

Marx, polemik bir biçimde sözde özneye bağlı gerçek araştırması hakkında, yani esere bağlı olarak cereyan eden edebiyat bilimi hakkında şunları yazar: "Tıpkı öznenin hakkını çiğnediğiniz gibi nesnenin de hakkını çiğniyorsunuz. Gerçekleri soyut olarak kavrıyorsunuz ve düşünceyi, gerçekleri kuru kuruya kaydedenin kovuşturma hakimi durumuna getiriyorsunuz." İncelemeci, özneyi geçerli, nesneyi de geçerli ve kendine yararlı hale getirmelidir. Araştırmacı, hem kendisinin tarihi-toplumsal yerini, hem de eserin tarihi-toplumsal yerini dikkate almalıdır. Ancak tarihi ve toplumsal olanın birbirine bağlanması, ölü bir objektiviteyi aşabilir. Böylece aktualite ve pratik bağımlılık mümkün olabilir; bilim, birbiriyle ilişki içindeki kolektif bir hayata girebilir. "Hayatın akışında bilime kendi içinde bir maksat verilme sınırlılığı söz konusudur."
Sayfa 109
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Karşılıklı değişim ilişkisinin izini bulabilmek için Kozalite (nedensellik) yerine şartlılık konulabilir. Şartlılık, Determinizm ve Kozalitenin (nedensellik) yaptığı gibi pozitivizmin bilimsel kontrol edilebilirlik idealine uymayan ve deneysel açıdan basitçe ıspat edilemeyen bir ilişki değildir. Adorno bunu pozitivistler ve onların halefleri ile yaptığı tartışmalarda vurgulamıştır. Adorno, sadece sosyal alandaki olayları göz önünde bulundurmasına rağmen şu çerçevede düşünmektedir: "Hatlar uzatılırsa sosyal yapıya götürür. Gerçi unsurlarının çokluğu uğruna bu sosyal yapının bilimsel talimatlara uygun olarak ele alınması çok zordur, hatta imkansızdır. Fakat bu, bilimin dışında bırakıldığı takdirde yanlış sebep unsurları hesaba katılmalıdır; bundan da hakim olan ideoloji, düzenli olarak istifade eder." Ancak bu, doğru dürüst edebiyat-temel oranını karakterize eder. Burada açık veya gizli bir biçimde unsurların çokluğu ve bağlantı şekilleri ilave olunur. Şartlılık ilişkisinde, edebiyatta yeni bir şeye, ortaya çıkma imkanı verilmiştir. Şartlılık, tekrar bilincinin idealist bağımsızlığını getirmeden, üst yapıda hürriyet unsurunu oluşturur. Formül olarak şu ifade kullanılabilir: sosyo-ekonomik faktörler önemlidir, fakat mükemmel bir belirleme yapmazlar.
Sayfa 107
Puan vermedi·444 syf.·
2019 9. kitabı
Fırat Özbey abinin bu iletisinden #39035990 sonra koştum kitabın üstüne. Üçyüzyetmişbeşinci sayfasında Metin Altıok da aynı sürahinin derdine değinirdi. Koca sayfayı bir bu cümle kaplamış; 'Neden hep boş bir bardağa yüksünmeden boyun eğer sürahi?' diye sorar, aslında sormaz; hayat bilgisi üzerine gözlemciliğini, toplumsal damarlardan nasıl yakaladığını göstermek istiyordu abimiz. Tıpkı, https://1000kitap.com/_belirsizlik 'in; 'Hayattaki bütün amacım basit yaşamak, basit düşünmek, yarın hakkında hiçbir şey bilmemek. Belirsizlik içinde günü yaşamak, bir şeyler üzerinde düşünebilecek kadar kelime bilmek. Fazlasını istemiyorum. Varlığımı kanıtlamak gibi bir derdim yok.' demesindeki, ölümümü olumlayacak-tanımlayacak değilim mertebesi gibi. Yine bu soru Feridun Urfa'nın, 'sen Tanrı'nın kendiyle monologu, sen yalnız bir kadının çıldırmış hali' dediği nüktelere de eş düşmüyor mu, her ne kadar bu bilince hareketle yazılmış olmasa da benim için aynı tematik bütünlüğe denk düşüyor. Geçen kafamı kaşıyordum parkın birinde. Üzerime bir kaç gözün dikildiğini fatketmem biraz zaman almış. Neyse ki zaptedebildim kaşıntıyı da, elimi tekrardan ceplerime montalayabildim. Durup düşünüyorum; sahi neden bakıyordular bana o parktakiler. Bir süre onların gözüyle kendimi izler buldum beni. Kim bilir neler düşündüler hakkımda. Bitli biri olduğumu mu dersiniz...İnsan mıydım, değil miydim? Sanmıyorum biri hayranlıkla bakıyordu. Herhalde bir şeyler düşündüğümü, dertlerden kafayı sıyırmış olduğumu felan düşünmüştü. Faraza kirli sakalımda onaylatmıştır düşündürdüklerimi. Pek bir ayarı olmayan dünyalılar işte, eylemlerinin nihayeti kestirilemiyor. Baker'in Aşındırma Denemeleri/okurlar kitabının ikiyüzonsekizinci
Bir Acıya KiracıMetin Altıok · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20223,349 okunma
Varsın unutulsun adım; Su götürsün yel alsın. Unutulsun ki; Adıma bağlı bunca çaput İplik iplik dağılsın.
Sayfa 434
Aklım yitirdi o parlak yalımını; Hoş çok az güvenirdim ben ona zaten. Gözlerim görmez oldu uzağı yakını, Başladı sulanmaya okur yazarken. Kendime yakıştırmalıyım yaşlılığı, İki gözlük kullanıyorum artık. Yaşıyorum çift başlı saçmalığı; Yorgun bir yürekle ölesiye âşık. Yüreğim benim, yüreğim, yüreğim, Cesur ol ve yüreklendir beni; Ki ona kanatlı sözler söyleyeyim. Olgun bir elma gibi sunayım seni. Sevda demişler buna zaman dinlemez; Erken ya da geç gelir, bazen hiç gelmez.
Sayfa 407