eva

6/10
·448 syf.··
2025 76. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2025 18:42
Öncelikle bunun bir seri olduğunu bilmeden YİRMİNCİ KİTABINDAN başlamış olduğum için okurken biraz korktuğumu söylemek istiyorum... Bunun haricinde önceden yaşananlara değinildiği birkaç nokta haricinde -ki hepsi açıklamalıydı- ayrı bir cinayet araştırması yapıldığı için akıştan kopmuyorsunuz. Güzel bir semtte, iyi güvenlikli bir evde tamamen rastgele gibi görünen bir cinayetin işlenmesiyle beş kişinin öldürülmesi sonrasında olayı çözmek için Dedektif Eve Dallas ve ekibinin uğraşları anlatılıyor. Polisiye çok severim, o gizem ve şüpheliler, nedenler ve sonuçlar, problemler ve çözümler, aksiyon ve duyguların harmanlanmasının en iyi yapıldığı türlerden biridir bence. Fakat bu kitapta bunu o kadar da iyi yakalamadım. Bunun sebebi olarak da olayın çok teknik anlatılmasını görüyorum. O kadar fazla detay, okuyucuyu bir yerden sonra bıktıracak öyle çok akılda kalmayacak ayrıntı vardı ki insan okurken not alıp yardım mı etse yoksa kitabı yarıda bırakıp pes mi etse şaşırıyor. Sanırım tam da bu yüzden bu kitabı okumam bir ayımı aldı. O kadar uzun da değil halbuki. Olayın başlangıcı, gelişmesi ve sonucu göz önüne alındığında her şeyin çözülmesi aslında 200 sayfa bile değil ve buna karakterlerin duygusal tepkileri, çözümlemeleri dahil. Okurken uykumu getiren çok fazla yer oldu. Kitapta günümüz gerçekliği ya da mesleki teknik bilgi arayanlar için (bu teknik bilgi daha çok bilim kurgu düzeyinde çünkü hikayemiz 2050lerde geçiyor) tam kararında olabilir ama benim için gereksizdi ve hikayenin akışını bozuyordu. Neyse ki Nora Roberts çok önceden okumuştum ve kalemini beğendiğim biri, o yüzden uzun sürse de yarıda bırakmaya gönlüm elvermedi ve bitirdim. Öneri midir? Pek sayılmaz. Okursanız beğenme ihtimaliniz var, okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz. Not: Çeviri O KADAR KÖTÜYDÜ Kİ.
Gölge Ölüm - Bir Eve Dallas PolisiyesiNora Roberts (J.D. Robb) · Epsilon Yayınları · 2022110 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”

eva

, bir kitap okudu
6/10
·448 syf.··
34 günde okudu
·
2025 76. kitabı
2/10
·392 syf.··
2025 75. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2025 14:03
... Kelimelerimin kifayetsiz kaldığı bir andayım. Ana karakterimiz Kestra 16 yaşında ve hayatının 2 yılını sürgünde geçirmiş, bilindik "ay çok kırılganım ama koca bir adamı da tek vuruşta indiririm" klişesinin yarım tık üstünde (kırılganlığına o kadar değinmiyorlar, çok şükür). Love interest'i Simon ise isyancıların arasında, ne kadar şaşırtıcı. Ayrıca her ne hikmetse DÖRT GÜN içinde (evet geçen gün sayısını da belirtiyor yazar), birbirlerini nefret etmekten öpüşmeye geçiyorlar. Dört gün. 4. Dört. Yaşanan bütün olaylar, -Kestra'nın kim olduğunu bulması, Kestra'dan bulmasını istedikleri hançeri bulmaları, karakterlerin arasında iletişimin değişmesi, Kestra'nın anlaşmalı evlilikten dönmesi, inanılmaz kötü hükümdarın gazabından kaçmaları ve yaklaşık 94 kere ölümü atlatmaları- DÖRT GÜN İÇİNDE oluyor. O kadar sinirimi bozdu ki bu zaman sıkışıklığı ve her şeyin sanki normalde insan duyguları ve davranışları bu şekilde gelişebilirmiş gibi koştur koştur anlatılması. Ayrıca yazarın 16 yaşında bir kızın düşüncelerini ve duygularını anlatma kabiliyeti olduğunu düşünmüyorum, okurken karakterin kendini değil de yazarın karakteri anlattığı çok belliydi. Ortaya çıkarılan sırlarla plot twist yapılmak istenmiş ve sanki karakterler bu sırları çok iyi saklayabilecekmiş gibi gizemli bir hava katılmak istenmiş ama ÇOK BAŞARISIZ. Uzun zamandır ilk defa bir kitaptan böyle nefret ettim herhalde. Arkadaşlar, şu krallığı devirmeye çalışan seçilmiş karakterli, sihirli büyülü kitapların ana karakterlerini Allah kitap aşkına en az 25 yaşında yapın ki bir anlamı olsun. Anlatım dili ergen dili olamayacaksa o zaman first pov yerine thir pov yazın ki bari kendi diliniz sırıtmasın. İndirimde buldum diye serinin üç kitabını da almıştım ama okuyacağımı sanmıyorum. Zaman kaybı.
Hainin OyunuJennifer A. Nielsen · Yabancı Yayınları · 2020431 okunma
8/10
·80 syf.··
2025 74. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 21:11
Sınıf arkadaşları tarafından zorbalığa uğrayan utangaç Giavonni, herkesin festivalde olduğu bir gece bu zorbalıklara katlanamayarak ormanın içlerine doğru koşar ve çimenlere yattığında etrafının değiştiğini, birden bir durakta olduğunu görür ve kendisini Samanyolu'nda gezintiye çıkaracak olan bir trende yolculuk ederken bulur. Bu yolculukta şekerden tuna kuşları ikram eden avcılardan tutun da gemisi buzdağına çarptığı için batan ve cennete gitmek için orada bulunduğunu iddia eden çocuklara kadar pek çok değişik insanla karşılaşır. Trende ayrıca en yakın arkadaşı olan ama son zamanlarda epey uzaklaştıkları Campanella da bulunmasına rağmen duraklardan birinde birden ortadan kaybolur ve Giavonni de "sonsuz seyahat" bileti olmasına rağmen yolculuğa sonsuza kadar devam edemez. Birden uyanan ve her şeyin rüya olduğunu düşünen Giavonni, evine dönerken bir köprüde toplanmış kalabalığı fark eder ve Campanella'nın nehre düştüğünü, 45 dakikadır da çıkmadığını öğrenir. Campanella'nın da hikayedeki diğer üç çocuk gibi ölüm sonrası bu galaksiler arası yolculuğu yaparak kendi cennetine gittiğini çıkarabiliriz bir bakıma bence ama anlatım şeklinden dolayı muğlak da kalan bir kısım. Yazar, çoğunlukla çocuklar için yazdığından dolayı ve büyük ihtimalle bu da bir çocuk kitabı olduğu için dili oldukça yalın ve olay örgüsü de karmaşık değil. Karakterler ve anlık şahit olduğumuz hayatları, aşırıya kaçmayan absürtlükler çok hoşuma gitti. Ayrıca okurken hep Kutup Ekspresi filmi geldi aklıma, herhangi bir bağlantısı var mıdır bilmiyorum. Genel olarak metaforlu ama üzerinde çok da kafa patlatmayı gerektirmeyen, sade ve akıcı, güzel bir novellaydı.
Galaktik Trenyolu'nda Gece VaktiKenji Miyazawa · İthaki Yayınları · 20231,569 okunma