Hayat denilen şeyin bünyesinde barındırdığı yadsınamaz gerçek olan "acı çekmek" hakkında bambaşka bir bakış açısı kazandıran bir kitap. Yaşamımız boyunca çeşitli sıkıntılar yaşarız. Dışardan her şeyi dört dörtlük duran insanların bile iç dünyalarında hep bir mücadelesi vardır. Ruhlar çöküntüler, hayal kırıklıkları, sıkışmışlık hissi, fiziken ve ruhen yorgunluk. Tüm bunları bedenimize batırılan bir iğne gibi düşünüyorum ben. O iğne ve bize saplandı ama acıyı ne derece hissettiğimiz ve o acıya karşı verdiğiniz tepki tamamen bizimle alakalı. Herkesin acıyı yorumlama biçimi farklıdır. Başımıza gelen bu kötü duruma geniş bir perspektiften bakıp bu durumdan çıkaracağımız anlam bizi hayatta tutar. Ben tüm bu kötü anları yaşadım evet ama bundan ne anlamalıyım, neyi görmeliyim? Pes etmek ve her şeyi boşvermek kolay olan. Ama her şeyden vazgeçince çekilen acılara değmeyecek. Bu acı bizi değiştirip geliştirdiyse, bir anlam kattıysa evet. Tüm bu acılara değdi.
Başka bir mesele ise hayatın anlamı. Bizim hayatımıza anlam katan, en kötü durumda bile bizi hayatta tutacak olan tutku ya da olgu ne? Bunu bulduğumuzda her şey daha katlanılabilir oluyor aslında.Kitapta sık sık geçen Nietzsche'nin sözü "Yaşamak için bir nedeni olan insan her türlü nasıla katlanabilir." tam da bu durumu anlatıyor. Hayatının amacını bulan ve bunun tutkusuyla sarmalanan bir insanın bir çok şeyin üstünden gelme ve dayanma gücü vardır.
Hayatında acılar çekmiş ve zorluklara göğüs germek zorunda kalmış olan insanlara dikkat edin. Onların bakışları bile farklıdır. Ruhları ağırlaşmıştır. Ama onlarda başka kimsede olmayan bir olgunluk vardır. Sanki onlarda üçüncü bir göz var gibidir. Farklı bir enerjileri vardır. Çünkü onların acıya bakış açıları ve o kötü durumdan özümsediği anlam yeni benliklerini