Öncelikle ilk söylemek istediğim , hayata atılmadan herkesin bu kitabı okuması gerektiğini düşündüğümdür. Her şeyden önce hayatta yapıcı olmayı ve birleştirici olmayı öğrenmiş olacağız.
Grigory Petrov'un 1920'li yıllarda yazmış olduğu ve Findanliya'nın kuruluşunu, bir bataklıklar ülkesi iken Beyaz Zambaklar Ülkesine dönüşümünü anlatıyor.
Bu kitap bir çok yönden incelenebilir ancak benim -okurken en çok dikkatimi çeken ve en çok etkilendiğim- üzerinde duracağım konu ayrımcılığı çözme hususu olacak.
Biz ana karakteremiz olan Wilhelm Snelman’ın ülkesinde yaşandığını gördüğü toplumsal, idari, sanatsal… problemlerin sebebiyle içinde yanan ateşi ve bu ateşi söndürme çabasını görüyoruz. Gördüğü problemler karşısında susmayan görmezden gelmeyen Snelman bu problemlere hep çözüm üretmeye çalışıyor. Yükün ağır olduğunu kabul ediyor ve bu yükü sırtlanıyor. Kendisine bu süreçte teklif edilen makamları da reddediyor kendini halkının yetişmesine adıyor.
Bu süreçte temelde yaptığı şey halkı birleştirmek. Aydın kesimin cahil diye halkı ötekileştirdiği, halkın çok bilmiş kibirli diye aydınlardan nefret ettiği, yüksek rütbeli askerlerin erlerden, halkın din adamlarından , din adamlarının aydınlardan rahatsız olduğu birbirini çekemeyen birbirinden uzaklaşmış bir millet. Böyle arka arkaya yazdıklarımı kitapta okurken ülkemin şimdiki halini okuyor gibi hissettim ve çokça hüzünlendim.
Bu kadar kutuplaşmaların, birbirinden uzaklaşmanın olduğu ortamda Snelman, her kesime gidip ülkenin o anki durumunda bütün herkesin payının olduğunu, başkalarını suçlamanın mantıksız olduğunu ben ne yapabilirim bilincinde olmak gerektiğini aşılamaya çalışıyor. Bunu da çok güzel yapıyor. Özellikle ülkenin ücra köşelerindeki köylere gidilip halkın eğitilmesinin amaçlanması askeriyenin ikinci bir okul olarak
Lev Tolstoy çok güzel şeyler söylemiş:
"Hayattaki 'düzensizliğin' sebebi herkesin iyi bir 'düzene' sahip olmak istemesidir, ama kimse hayatı 'düzenlemek' istemiyor."
Herkes yaşamdan almak istiyor, kimse ona bir şeyler vermeyi düşünmüyor. Hayata bencil, soyguncu, sömürücü parazit olarak adım atıyorlar. Hayatın anlamını bu parazitlikle görüyorlar.