İnsanın yüz ifadesine bakın, anbean değişiyor. Bu dünya kayıp giden bir şeydir, tıpkı hayat gibi rüyaya benzer. Sabahki gencin kırmızı yüzü gece sadece beyazlamış bir kemik yığınıdır. Fanilik rüzgârı estiğinde gözler kapanır, son nefes alınmıştır...
"Sana kızgın değilim... Sana kızmayacak kadar seni iyi tanıyorum... Sonra seni seviyorum... Neden sevdiğimi bilmeden seviyorum... Bu sevgiyi her gittiğim yere beraber götüreceğim... Allahaısmarladık... Güzel dudaklarını öperim... Sen de bana kızma... Başka türlü yapamazdım... Allahaısmarladık..
Bu rezalet... İki yetişkin bir tas sulu bulamaç için kavga ediyor.
Ama savaşı başlatan kodamanlar istediklerini yiyebiliyor...
İnsanların uyanması için işlerin daha ne kadar kötüye gitmesi gerekiyor?
Öfkelerini savaşı başlatanlara yöneltmeleri lazım, birbirlerine değil!
Hayatın bir anlamı yoktur ama yaşamak hayata bir anlam verme uğraşıdır. Anlamın tasarlandığı kadar anlamlı olması da şart değildir diye düşünüyor şimdi.