Semih

Semih
And you know life's too hard to figure out alone... Alan Parsons
Video Oyunu Okuması
Gündelik hayatın mekânlarına bizleri yeniden davet eden The Stanley Parable ve Exit 8 video oyunlarına konuk olsanız hediyeniz ne olurdu? İstanbul 29 Mayıs Üniversitesinde bu seferki çalışmamda söz konusu video oyunlarını labirent temasında tartışmaya davet ediyorum. emir-faruk.github.io/LabirentAfis (Dışarıdan katılım için iletişime geçebilirsiniz) (Etkinlik sonrası sunum veya metnimi buraya eklemeye çalışacağım)
Semih
Exit 8'i bilmiyorum ama The Stanley Parable çıktığı dönem için baya ses getirmişti. Ben de beğendiğimi hatırlıyorum. Üzerine güzel konuşmalar döner diye düşünüyorum. Minimal tasarımla şaşırtıcı sonuçlar elde eden yapımlara her zaman çok imreniyorum. Aman yaş sınırı getirin malum oyunlar çocukları çok kötü etkiliyor. :)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Paradigma değişimi
İnsanoğlu kural koymada iyidir, kuralları çiğnemede daha iyidir ve cezalandırmada da en iyisidir. Mükemmeliyetçiler için kendini cezalandırmada ustalaşmak neredeyse her zaman garantidir,
Sayfa 188·Kitabı okudu
Semih
Kitabı sitede yorumlayan henüz olmamış, rica etsem bitince düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?
3/10
·288 syf.·
2026 54. kitabı
Aile içinde geçen suspense çok sevdiğim bir tür. Filmde de kitapta da insanı sürükleyen bir yanı hep olur. Ama bu romanda her şey çok tahmin edilebilir şekilde gelişiyor. Bunun da iki sebebi var. Birincisi olay fazla basit. İnsanı sürükleyecek bir karmaşa yok. Derin bir psikolojik ikilemde kalamıyoruz. İkinci sebepse çağdaş polisiyelerde fazla kullanılan iki ayrı anlatıcının tüm heyecanı bitirmesi. Evli çift, anne kız, abla kardeş derken bu romanda da sıra ikizlere gelmiş. İyi kardeşin hangisi olduğu 10 sayfa okuyunca çözülüyor. Ucuz romanları çocukluğumdaki saf heyecan duygusuyla okuduğum için seviyorum ama yazarların okuru salak yerine koymasının da bir sınırı olduğunu düşünüyorum.
Edebiyat & Roman
İyi Kız KardeşSally Hepworth · Yabancı Yayınevi Yayınları · 2024276 okunma
Semih
Kolay kolay düşük puanlı inceleme görmüyoruz, genelde beğenilmeyenler önemsenmeyip geçiliyor galiba. Bence kıymetli! "Suspense" kelimesinin ne olduğunu bilmiyordum, benim gibi cahiller varsa bi katkım olsun. Tabii ki çipiti amcama sordum da geldim! 😅 "Suspense: Bir ailenin içinde yaşanan olaylar üzerinden kurulan gerilimli, gizemli ve merak uyandıran hikâye demektir. Bu türde genelde: -Aile sırları, -Geçmişten gelen olaylar, -Güven problemleri, -Beklenmedik ihanetler veya gizemler ön planda olur."
semizotlu düşler
Anlar Kafamın bir yerinde, farzımuhal yaşadığım bir hayat var. İş yerime yakın bir ev görüyorum mesela. İsmini beğeniyorum önce, "Makberya." Bahçedeki güller sonra. Hemen tutuyorum orayı, önünden geçerken “Benim evim,” diyorum. Ama bakıyorum, tutulmuş. Hayalim, gölgeyle gerçek arasına sıkışan boş ev olarak selamlıyor beni o sokağa adım atınca. Bugünkü gibi yağmurlu havalarda, melankolik ikindi vakitlerinde bir başkasının hayatına taşınırım. Söz gelimi, dolaptaki semizotu ile börek mi yapsam diye düşünürken tarifleri açıyorum, sonra yorumlara göz atıyorum. R. Hanım sormuş: "Canım, kesme aparatını nereden aldınız?" Uzun zaman önce, Sivas’tan almıştım, diye cevaplıyor muhatabı. Buradan, Sivas çarşısına geçiyorum, züccaciye dükkanları arasında dolaşıyorum. Osmaniye de çok uzak görünmüyor, günün kalan saatlerinde. Otobüs duraklarının olmadığı bir yerden bir yere gitmenin, dilemekle mümkün olduğu bir yolculuğa çıkıyorum. M. Hanım’ın mutfağında börek hazırlıklarını teftiş ediyorum. Çayı koyuyor, beklemeye başlıyorum. Kendi mutfağımda, semizotu cacığını hazırlamaya başladım bile. Mutfağa giriyorum. Buzdolabına bir bakıyorum, semizotunu pazarda unutmuşum aslında. Evinde semizotu olan birinin hayatına konuk olmuşum zihnimde. Semizotlu evler de beni düşünüyor mu acaba? Kim bilir, siz bunları düşünürken çoktan kayboldunuz bir başkasının zihninde. Aman dikkat edin adımlarınıza. Ses çıkarmayın. Elinizi kolunuzu her yere uzatmayın. Evet, yollarını arıyorum başka biri olmanın. Herhangi biri olabilirim şimdi. Her kim olursa. Yoldan geçen şu adam mesela. Onun hayatına dalıyorum apansız. Yırtıcı ve sabırsız. Merak ediyorum, şu an nereye gidiyor? Evine mi, evine kaç ekmek götürür? Öğlenleri ne yer, ne içer? Karısı var mıdır, sevgilisi? Kimi kimsesi? Onun yerine geçiyorum, evin eşiğinde
Semih isimli okura yanıt verildi
Semih
tabula rasa olur mu öyle şey! :)
semizotlu düşler
Anlar Kafamın bir yerinde, farzımuhal yaşadığım bir hayat var. İş yerime yakın bir ev görüyorum mesela. İsmini beğeniyorum önce, "Makberya." Bahçedeki güller sonra. Hemen tutuyorum orayı, önünden geçerken “Benim evim,” diyorum. Ama bakıyorum, tutulmuş. Hayalim, gölgeyle gerçek arasına sıkışan boş ev olarak selamlıyor beni o sokağa adım atınca. Bugünkü gibi yağmurlu havalarda, melankolik ikindi vakitlerinde bir başkasının hayatına taşınırım. Söz gelimi, dolaptaki semizotu ile börek mi yapsam diye düşünürken tarifleri açıyorum, sonra yorumlara göz atıyorum. R. Hanım sormuş: "Canım, kesme aparatını nereden aldınız?" Uzun zaman önce, Sivas’tan almıştım, diye cevaplıyor muhatabı. Buradan, Sivas çarşısına geçiyorum, züccaciye dükkanları arasında dolaşıyorum. Osmaniye de çok uzak görünmüyor, günün kalan saatlerinde. Otobüs duraklarının olmadığı bir yerden bir yere gitmenin, dilemekle mümkün olduğu bir yolculuğa çıkıyorum. M. Hanım’ın mutfağında börek hazırlıklarını teftiş ediyorum. Çayı koyuyor, beklemeye başlıyorum. Kendi mutfağımda, semizotu cacığını hazırlamaya başladım bile. Mutfağa giriyorum. Buzdolabına bir bakıyorum, semizotunu pazarda unutmuşum aslında. Evinde semizotu olan birinin hayatına konuk olmuşum zihnimde. Semizotlu evler de beni düşünüyor mu acaba? Kim bilir, siz bunları düşünürken çoktan kayboldunuz bir başkasının zihninde. Aman dikkat edin adımlarınıza. Ses çıkarmayın. Elinizi kolunuzu her yere uzatmayın. Evet, yollarını arıyorum başka biri olmanın. Herhangi biri olabilirim şimdi. Her kim olursa. Yoldan geçen şu adam mesela. Onun hayatına dalıyorum apansız. Yırtıcı ve sabırsız. Merak ediyorum, şu an nereye gidiyor? Evine mi, evine kaç ekmek götürür? Öğlenleri ne yer, ne içer? Karısı var mıdır, sevgilisi? Kimi kimsesi? Onun yerine geçiyorum, evin eşiğinde
Semih
Şey değil mi bu, "simülasyon teorisi"? :)) Ben de ünlü bir düşünürün sözüyle katkı yapmak isterim: "fazla kafa yorarsan sıyırırsın". Başarılı bir yazı olmuş. 👏