Bir ömür gibi geçiyordu üç beş gün, bir şeyi umutla yahut gittikçe karararak bellerken. Ama o bir ömür gibi geçen üç beş güne dönüp bakınca ne çabuk geçmiş diyordu, sanki bir an.
Çünkü zamanı çok zor geçiriyordu. Katlanmak her gün biraz daha zorlaşıyordu. Neye katlanmak Ayhan? Kendine mi, insanlara mı, hayata mı, zamana mı, yalnızlığa mı? Her cevap diğerine zincirleme bağlıydı ve her bir kelime arkasından bir diğerini sürüklüyordu. Görmüyorlar.