Ben liseyi kendi şehrimde (Eşme Ahmet Avcı Anadolu Öğretmen Lisesi'nde) devlet parasız yatılı okudum. Anadolu öğretmen lisesi okumak o yıllarda oldukça havalıydı ki ben Fen lisesi de okurdum ama aile köyde olduğu için yatılı bir okul seçmem gerekmişti. Akrabalarımın bu çocukta ekmek var diye kızlarını bana yamamak için bolca yalakalık yaptığı yıllar… 😂 Rahmetli babannem bile diğer kardeşlerimin yüzüne bakmaz beni yanında yatırırdı, harçlık verirdi. O da halalarımın kızları için yapıyordu. Anamdan tüyo almıştım çünkü😂
Önceleri okulda çok başarılıydım ve buna binaen bir sürü ilklerim olmuştu; sonrasında güzel kızlar istikbâlimi mahvettiler. ''Beni Türk kadınlarına emanet ediniz.'' demekle hata etmişim sanırım. 😅 Fakat hala açılmamış bir gonca olduğumu düşünüyorum, zira ilişkilerim bir defaya mahsus kız isteme vakasını saymazsak, muhabbetten öteye geçmedi. Hayatıma giren her kişiyle biz, yan yana uzayıp giden iki tren rayı gibiydik; titredik ama sarılmadık, birbirine hiç karışmayan o meşhur iki deniz gibiydik; köpürdük ama taşmadık. İki komşu ülke gibiydik ve hiçbir zaman sınır ihlali yapmadık. 😅
Neyse, başarılarıma dair hatırladığım çok şey var, ama yazım kısa olsun diye birkaçıyla yetineyim. Mesela, Eğitim Psikolojisi dersinden 100 almıştım ve öğretmenim 12 yıllık öğretmenlik hayatımda benim dersimden ilk defa sen 100 aldın diyerek beni okulun önünde ödüllendirmişti ve sonra herkes bana 'Psikolog' demeye başlamıştı, ama benim en meşhur lakabım ''Radikal Adam'' idi😅 Ve yine, üç sınıf ortak yapılan Matematik yazılısından bir tek ben 74 almıştım. En yüksek puan da bu idi. Bir alttaki puan ise 65 idi, gerisi hep dökülmüştü. O 65 puanı alan da ''Gül'' adında bir kız idi ki o benim sevgilimdi. Hipokrat Emmi'nin dediği gibi, ''İki ahmak arasında aşka dair bir etkileşim
Ben liseyi kendi şehrimde (Eşme Ahmet Avcı Anadolu Öğretmen Lisesi'nde) devlet parasız yatılı okudum. Anadolu öğretmen lisesi okumak o yıllarda oldukça havalıydı ki ben Fen lisesi de okurdum ama aile köyde olduğu için yatılı bir okul seçmem gerekmişti. Akrabalarımın bu çocukta ekmek var diye kızlarını bana yamamak için bolca yalakalık yaptığı yıllar… 😂 Rahmetli babannem bile diğer kardeşlerimin yüzüne bakmaz beni yanında yatırırdı, harçlık verirdi. O da halalarımın kızları için yapıyordu. Anamdan tüyo almıştım çünkü😂
Önceleri okulda çok başarılıydım ve buna binaen bir sürü ilklerim olmuştu; sonrasında güzel kızlar istikbâlimi mahvettiler. ''Beni Türk kadınlarına emanet ediniz.'' demekle hata etmişim sanırım. 😅 Fakat hala açılmamış bir gonca olduğumu düşünüyorum, zira ilişkilerim bir defaya mahsus kız isteme vakasını saymazsak, muhabbetten öteye geçmedi. Hayatıma giren her kişiyle biz, yan yana uzayıp giden iki tren rayı gibiydik; titredik ama sarılmadık, birbirine hiç karışmayan o meşhur iki deniz gibiydik; köpürdük ama taşmadık. İki komşu ülke gibiydik ve hiçbir zaman sınır ihlali yapmadık. 😅
Neyse, başarılarıma dair hatırladığım çok şey var, ama yazım kısa olsun diye birkaçıyla yetineyim. Mesela, Eğitim Psikolojisi dersinden 100 almıştım ve öğretmenim 12 yıllık öğretmenlik hayatımda benim dersimden ilk defa sen 100 aldın diyerek beni okulun önünde ödüllendirmişti ve sonra herkes bana 'Psikolog' demeye başlamıştı, ama benim en meşhur lakabım ''Radikal Adam'' idi😅 Ve yine, üç sınıf ortak yapılan Matematik yazılısından bir tek ben 74 almıştım. En yüksek puan da bu idi. Bir alttaki puan ise 65 idi, gerisi hep dökülmüştü. O 65 puanı alan da ''Gül'' adında bir kız idi ki o benim sevgilimdi. Hipokrat Emmi'nin dediği gibi, ''İki ahmak arasında aşka dair bir etkileşim