İnsan yalnızlaşıyor, Şöyle dikkatlice etrafınıza bir bakın; kaç kişi bir diğerini dikkatlice dinliyor, kaç kişi gönlünden geldiği gibi meramını ifade edebiliyor? İnsan dili, kötürüm ve kekeme bir hal almış durumda. Televizyonun uğultusu ,cep telefonun zırıltısı, hayatın telaşı, sahici bir konuşmayı giderek imkansız hale getiriyor.
Oysa insan; hikayeler anlatan, anlatmak isteyen bir varlık. Anlattığı hikayelerin yankılarını duymak isteyen, varoluşunu başkasının yüzünde seyretmek isteyen bir canlı. Can dilde hayat buluyor düşünürün söylediği gibi "Dil varlığın evidir".
Her insan kendisine bir yurt arar. İnsan daima sıla özlemi içindedir, sevgiyi ve şefkati arar. Daüssıla, memleket özlemi, kana kana içtiğimiz bir sevgi ve merhamet arayışından başka nedir ki?
"İnsan, ruhunu özgürleştirmeyen, kendisine bir ifade imkânı sunmayan, kendisini gerçekleştiremediği işlerle tatmin bulmuyor. Ruh istiyor ki kendi hikâyelerini anlatabilsin. Hikâyeleri başka insanlara çarpsın, onlarda çoğalsın, kendisine geri dönsün."