"Ne de olsa umut hayal kırıklığına gebedir"
Kitap, edebi özellik taşımasından çok günümüz ağzıyla yazıldığı için hem yabancılık çekmedim hem de ağır gelmedi. Bir solukta okunabilecek bir eser. Okumaya başlarken daha farklı beklentilerim vardı ama yine de beni şaşırtmayı başardı, sayfaları çevirirken heyecanı ve ilginç olay akışıyla ilgimi çekmeyi başardı. Ara ara gözlerim dolup ağlasam da son 5 sayfa beni çok duygulandırdı. Hayatın bize neler sunacağını hiç kestiremediğimizin altını çizen ve realist izler bulduğum bir kitap. Özetlemek gerekirse; nefes aldığımız süre boyunca anı yaşamalıyız. Hayatın bitmek tükenmek bilmeyen koşturmacaları içerisinde kendi yapmak istediklerimizi sürekli erteleyip robot gini sürekli bir kurala bağlı olmaktansa, duygularımız olduğunu hatırlayıp kendimiz için, iyi hissedebilmek için bir şeyler yapmalıyız. Yaşadığımız, sevdiklerimizin yanında bulunduğumuz her anın doyasıya keyfini çıkarmalı, bunun değerini bilmeliyiz çünkü bir saat sonra belki onlara veda bile edemeden diğer dünyaya göçmüş olabiliriz. Bunun bilincine vararak yaşamak, hayatımızı daha dolu ve anlamlı hâle getirecektir. Birkaç karakterden söz etmek gerekirse Esra ile Keskin'den bahsetmek istiyorum. Eminim bu karakterleri seven pek olmamıştır fakat değinmek istediğim konu; bir kimsenin hayatını, yaşamını bilmeden kimseyi yargılamamız gerektiği. Esra sevgilisi Selim'e sadık ve karakter sahibi bir sevgili olamasa da Bestegül Esra'nın çantasında buldugu günlükten bir sayfayı okuduktan sonra anlıyoruz ki Esra'nın da pek kolay bir hayatı olmamış; belki sevgisiz, ilgisiz büyümüş ve tek sevildiğini hissettirdiği Selim onun yaşama bağlanma sebebi olmuş. Keskin'e gelince; sürekli etrafindaki insanlarla dalga geçip, onlara zorbalık yapmasını, kendi içinde yaşayıp her geçen gün büyüttüğü