Şerife Sözen

Şerife Sözen
@_sznserife
Puan vermedi·114 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 20:37
Kitabın en güçlü temalarından biri aydın çıkmazıdır. Çok bilen, çok düşünen, her şeyi eleştiren; fakat yaşamın içine karışamayan insan tipi eserin merkezindedir. Bu karakter, yalnızca bir dönemin değil, her çağın ortak yalnızlığını temsil eder. Bunun yanında bürokrasi ve kurumsal yapı da sert bir eleştiriyle işlenir. İnsanların sorun çözmek için kurduğu düzenlerin zamanla insanı ezen yapılara dönüşmesi, Atay’ın keskin ironisiyle anlatılır. Bence Eylembilim tamamlanmamış hâliyle bile birçok tamamlanmış romandan daha canlıdır. Çünkü kusursuz değil, dürüsttür. Bitmemiş olması bile temasıyla uyumludur: eyleme geçemeyen, yarım kalan, geciken insanın kitabı sanki kendisi de yarım kalmıştır.Bu yüzden eserin eksikliği zayıflık değil, estetik bir kader gibi görünür. Ayrıca şunu da düşünüyorum: Eğer tamamlansaydı belki daha düzenli olurdu, ama belki de bugünkü büyüsünü kaybederdi. Şimdi elimizde bir roman değil de düşüncenin harabesi var; ve bazen harabeler saraylardan daha etkileyicidir.
EylembilimOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 20206,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·112 syf.··
2026 16. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 20:40
Hüseyin Rahmi Gürpınar, ilk romanı Şık’ta yanlış Batılılaşma ve alafrangalık merakını eleştirir. Yazar, bu konuyu özellikle Şöhret Şatırzade adlı karakter üzerinden gözler önüne serer. Şöhret Şatırzade, Batılı görünmeye çalışan fakat bunu yalnızca dış görünüşte taklit etmekle sınırlı bırakan bir tiptir. Şıklığı sadece süslenmekten ibaret sanır; beli korsalı, yüzü pudralı, giyimine aşırı düşkün bir karakterdir. Kendini çok güzel ve etkileyici biri olarak görse de gerçekte oldukça çirkin ve yapmacık bir tiptir. Ona göre Batı, her yönüyle üstün ve örnek alınması gereken bir dünyadır. Ancak Şöhret, Batı’yı anlamak yerine sadece gösterişine hayran kalır. Şöhret’in yapmacıklığı yalnızca giyimiyle sınırlı değildir. Kendi soyadını bile sonradan değiştirerek Şatırzade yapmıştır. Bunu yapmasının nedeni, insanların kendisini soylu bir aileden geliyormuş gibi görmesini istemesidir. Bu durum onun ne kadar gösteriş meraklısı ve sahte bir kimlik peşinde koşan biri olduğunu açıkça gösterir. Roman, bu yönüyle insanın kendisi gibi olmaktan uzaklaşıp başkası gibi görünmeye çalışmasının ne kadar gülünç ve trajik sonuçlar doğurabileceğini anlatır. Romanda Hüseyin Rahmi Gürpınar, Şöhret’in tam zıttı bir karakter de oluşturur: Maşuk. Maşuk; genç, yakışıklı, çalışkan ve dürüst bir kişidir. Sevmenin, dostluğun ve emeğin değerini bilen bir karakterdir. Zor bir durumda kaldığında Şöhret’e yardım eder. Ancak Şöhret bu iyiliğe karşılık onun evini soyarak büyük bir nankörlük yapar. Bu olay, karakterlerin ahlaki farkını açıkça ortaya koyar. Roman boyunca Şöhret Şatırzade’nin düştüğü trajikomik durumlar ve gülünç sahneler okuyucuyu hem güldürür hem de düşündürür. Hüseyin Rahmi, mizahi bir dil kullanarak yanlış Batılılaşmanın, taklitçiliğin ve gösteriş merakının insanı nasıl küçük düşürebileceğini
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Özgür Yayınları · 20145,9bin okunma
Puan vermedi·40 syf.··
2026 9. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 23:45
Meyhanede Hanımlar, meyhane ortamı üzerinden toplumdaki kadın-erkek ilişkilerini ve yerleşmiş yargıları ele alıyor. Kitapta meyhane yalnızca içki içilen bir mekân değil, insanların davranışlarının ve toplumsal değerlerin gözlemlendiği küçük bir sahne gibi sunuluyor. Yazar, özellikle kadınların meyhanedeki varlığı üzerinden toplumdaki çifte standartlarını ironik bir dille eleştirmiş. Erkeklerin aynı davranışları “normal” görülürken kadınların eleştirilmesi, eserin temel sorgulama noktalarından biridir. Eserde kesin bir olay örgüsünden çok gözlemler ve yorumlar ön plandadır. Bu yönüyle kitap, toplumsal alışkanlıkları ve ahlak anlayışını sorgulayan kısa ama düşündürücü bir metin niteliği taşımakta. Genel olarak Meyhanede Hanımlar, mizah ve eleştiriyi bir araya getirerek okuyucuya farklı bir bakış açısı sunan, toplumsal gerçekleri sorgulatan klasik bir Hüseyin Rahmi eseri hâlini alıyor.
Meyhanede HanımlarHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,503 okunma
Fazlasıyla Spoiler İçerir
Puan vermedi·234 syf.··
2025 59. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2025 21:56
Marguerite... Onu okurken, “Bir metresin ruhu olabilir mi?” diye fısıldayan o acımasız topluluğun yüzüne tükürmek istedim. O, sadece yaşam mücadelesi veren, karşılığında biraz sevgi arayan bir kadındı. Onun günlüğü (kitabın özü), bana şunu fısıldıyor: "Benim hayatım, bir bedelin karşılığıydı; ta ki Armand'ın aşkı, o bedeli görünmez kılana dek." Armand'ı affetmek zor. O, aşkının saf ve temiz kalmasını beklerken, Marguerite'i sürekli yargıladı ve en ağır darbeyi vurdu. Ancak hikayenin asıl kırılma noktası, Mösyö Duval'ın ziyaretidir. O babanın, bir kızın namusunu kurtarmak için diğerinin mutluluğunu çalması... Bu fedakârlık, Marguerite'i bir fahişeden çok, bir azizeye dönüştüren o an oldu. En dokunaklı olan, ölümünden sonra ortaya çıkan o mektuplar. O satırlar, buz gibi bir gerçekle yüzleştiriyor insani: En büyük aşklar, en büyük yanlış anlaşılmalar üzerine kurulur. Marguerite, sessizliğin arkasına sığınarak Armand'a en büyük hizmeti yaptığını sanırken; Armand, onu en büyük nankörlükle suçladı. Bu hikaye biter, ama kokusu kalır. O koku, kamelyanın ta kendisi, yani ölümle taçlandırılmış aşkın kokusudur.
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201924,1bin okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2025 58. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 20:55
Kitabın en çarpıcı ve can yakıcı bölümleri, işgalci kuvvetlerin (başta Yunan olmak üzere) Anadolu halkına uyguladığı vahşet ve mezalimi anlattığı kısımlardır. Özdil, resmi raporlardan ve görgü tanıklıklarından yola çıkarak, bu acıları okuyucunun yüzüne çarpar: İzmir'in işgal edildiği ilk günlerde dahi fes ve başörtüsü hedef alınarak sivil halka rastgele ateş açılması, binlerce sivilin öldürülmesi ve cenazelerin denize atılması gibi dehşet verici sahneler aktarılır. Ayrıca, işgal sırasında kadınlara/kızlara yapılan tecavüzleri, evlerin ve köylerin yağmalanmasını, halkın mallarının gasp edilmesini ayrıntılarıyla anlatır. Yakılan, kesilen, denize atılan yurttaşlarımızın hikâyeleri, esir düşenlerin günlerce aç ve susuz bırakılıp işkenceyle sorgulanması gibi detaylar, vatanın kurtuluşunun sadece bir zafer değil, aynı zamanda bir soykırımın eşiğinden dönüş olduğunu vurgular. Özdil, olayları sadece sıralamak yerine, kendi politik duruşunun ve Atatürk sevgisinin süzgecinden geçirerek sunuyor; kahramanlar destanlaştırılırken, hainler en sert dille eleştiriliyor. Bu keskin tavır, esere edebi bir lezzet katarken, aynı zamanda yazarın korkmadan ve çekinmeden milli duruşunu sergileme "cüretini" göstermesi olarak da yorumlanabilir. "Son Cüret", okuyucuya duygusal bir empati kurdurur; öfke, hüzün ve ardından Mustafa Kemal’in vizyonuyla tarifsiz bir gurur duyulur. Sonuç olarak, bu eser, kuru bir tarih bilgisi yığını değil, Milli Mücadele’nin hangi büyük bedellerle ve "son bir cüretle" kazanıldığını gösteren, coşkulu ve unutulmaz bir ulusal bilincinin kanıtıdır.
Son CüretYılmaz Özdil · Sia Kitap · 20203,850 okunma
Reklam