İktidar, tanımı gereği, düşmanlarını da beraberinde getiriyor. Düşmanları olmazsa olmaz. Düşmanların olmadığı nadir durumlarda da düşmanların bulunması, yaratılması, tahrik edilmesi, hatta hayal edilmesi gerekiyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Örneğin bir memur, sırf hava güzel olduğu ve canı o gün uçurtma uçurtmak istediği için işe gitmiyor. Uçurtma uçurtmak çocukluğundan kalma tatlı anıları çağrıştırıyor ona. Ama bir yandan da "Acaba bana deli derler mi?" diye tasalanıyor. Ya da sonradan, "Öyle çılgınca bir şey yaptım ki..."diye anlatıyor olayı. Deliliği, çılgınlığı öylesine basit eylemlere indirgedik ki, artık rahatça, güven içinde deli olabiliriz.
Bir adamın burnu sızladığı için aynada burun deliklerine bakarken karısının "ne yapıyorsun? yamuk burnuna mı bakıyorsun? ahahaha“ diye olaya dahil olmasıyla küçücük bir olay gibi görünsede karakterimiz olan Moscarda'nın karısının bu çıkışından sonra kendisiyle ve diğer insanlar tarafından görülen kendisiyle arasındaki mesafeyi konu alan farklı bir kitap.
Moscarda 28 yaşındadır ve bu zamana kadar kendisinin burnunun yamuk olduğunun farkına varmamıştır. Gayet güzel burnu olduğunu düşünür taaa ki karısı o lafı söyleyene kadar. Ve daha sonra kendisinin dışarıdan nasıl göründüğünü anlamaya çalışır. Bu olayı kafaya takar büyütürde büyütür. Hatta bir arkadaşıyla karşılaşır sohbet ederken "neye bakıyorsun? yamuk burnuma mı bakıyorsun? “diyerek çıkışır. Arkadaşıysa bu kez burnuna odaklanır ve "sen söylediğinde farkettim gerçekten yamukmuş diye" cevap verir.
Babasından miras banka tefecisi olarak aydan aya bankaya gidip imza atmakla hayatını geçiren Moscarda artık bir karar almıştır. İnsanların gözündeki algısını öyle ya da böyle değiştirecektir.. Daha fazla spoiler vermeden kısa bir yorumda bulanayım.
Kitabın yazarı Pirandello daha çok absürt tiyatroyla nam salmış bir yazarmış. Bu kitapta biraz oyun-tiyatro tarzında olmuş. Karamizah barındıran eser insanın kendisiyle yüzleşmesini ve "ben" dediğimiz o kişiyi gerçekten ne kadar tanıyabildiğimizi sorgutalıyor. Her insanın gözünde farklı bir kimliğimiz var. Birde kendimizi gördüğümüz veya tanıdığımızı sandığımız bir kişi var. İnsanların gözündeki sizi değiştirmeye kalktığınızdaysa "ya bu adam(kadın) delirmiş" yaftalaması yemeniz şaşılacak bir durum değil. Çünkü sizi kafalarında öyle bir algıya oturtmuş oluyor ki insanlar, eğer o algının dışında bir davranış sergilerseniz deli veya hasta olarak görülebilirsiniz. Ayrıca çoğu