Unutulur derler. Unutulmaz.
Günün birinde bir yol ayrımına gelirim, gidişini hatırlarım. Sağanak bir yağmur yağar, herkesten gizlediğim gözyaşlarımı hatırlarım. Sonra bakarsın bir gün mutlu olurum, küçücük mutluluklarda avuçlarıma bıraktığın o hayal kırıklıklarımı hatırlarım.
Bir kitapta, altını çizdiğim bir cümlede, her şeyin üstünü bir kalemde nasıl çizdiğini hatırlarım.
Ellerin gelir aklıma, bir başkasına nasıl dokunduğuna yanarım.
Belki de unuturum, dert etme.
Hatırlamak, neşter kesiği bir yalnızlığa tutunmak sanki.
Unutur insan iyileşeceğini sanarak.
Sonra da adın geçer bir dost meclisinde, çıkar giderim.
Bir kuş kanatlanır içimde. Sonra o da düşer, gömülür içimde bir yere, sonra biter. Sonra sen de bitersin.
Özlemek de biter.
Bilmiyorum gitmek işin zor yanı mıydı, kolay yanı mı? Kolay olmadığını anladım gitmelerin. Hesaplaşması varmış, dönmek isteyip de dönememesi, yüreğinde uzayıp giden gurbetleri varmış. Kendini suçlarmış insan, vicdanı rahat bırakmazmış onu. Dışarıdan göründüğü gibi kolay bir iş değilmiş çekip gitmek... Üstelik insan gittiğinde iki kişilik bir bedel ödüyormuş, anladım.