Yazanları bir bir okumuş içi dağlanırken. Bir tanecik babasını, dünyadaki son akrabasını, tek ailesini kaybettiğini öğrenmiş, içine bir acı çökmüş. Bağırmış gökyüzüne doğru, “Ey!” diye. Saatler geçmiş, ağlanıp durmuş Şövalye.
“Ey dağlar, ey gökyüzü, ey yıldızlar. Alıp götürürsünüz her taşın tozunu, ne oldu da alamazsınız içimdeki acıyı?”Ayağa kalksa kalkamazmış acıdan, otursa oturamaz.
Gözlerim aynadaki gözlerimle buluştu. “Acaba bir gün beni sevecek mi?” diye düşündüm gözlerim gözlerimde. Kendimi bir deprem ardında darmadağınık olmuş bir odaya benzetiyordum, bu dağınıklığı sever miydi bir gün?
Uzakta olan güzel olmasaydı bu kadar, bakar mıydı gözler bu kadar uzağa? insan öyle bir yaratılmış ki, gözleri en uzağı, gökyüzünü bile görüyor. Çünkü güzel olan uzak olandır, her daim ve daima...