İnsan, ruhun var olup bedenin sultanı konumunda bulunduğunu bilir. Bedende keyfiyeti bilinen her şey ruhun ülkesidir; fakat onun nasıl ve ne şekilde olduğu bilinemez. Bunun gibi âlemin padişahının da zatı bilinemez. Hisler gibi nasıl ve ne şekilde olduğu bilinen her şey O'nun mülküdür.
İnsanlar nasıl ve ne şekilde olduğu bilinmeyen bir varlık karşısında hayrete düşerler; oysa kendileri de böyledir ve kendilerini tanımazlar. Hatta insan kendi bedenine dikkatle bakarsa, onda nasıl ve ne çeşit olduğu bilinmeyen binlerce şey görür. Mesela kendi zatında öfke, aşk, dert ve lezzet gibi halleri görür fakat bunların ne şekilde ve nasıl olduklarını bilmek istese gücü yetmez.
Bir kimse kendi hizmetinde bulunan kölesini sana bir gün gönderse, ömrünce ona teşekkür edersin. Oysa binlerce ustayı senin için gönderip de ömrün boyunca bedeninin hizmetinden bir an geri bırakmayana şükretmezsin.