— Ab-ı hayat aramaya gitmek mi istiyorsun?
— Evet.
— Çok şey! Dünyada belasını arayan adam da varmış!
— Ab-ı hayat...
— Tasavvuru mümkün olan belaların en büyüğü, akıl edebileceğimiz azapların en müthişi.
— Ebediyen yaşamak ha!
— Şüphe yok. Bu âlemin bütün zevki yokluk ümidiyle vardır.
— Olmaz şey.
— Hakikat bu. Hayatın zevki ölüm sayesindedir. Eğer ölüm olmasa, hayatın hiçbir kıymeti olmazdı.
Bir gün bu yalancı hafızla görüşürken niye hafızlık tasladığını sordum. Bana dedi ki:
— Hafız'ı dinleyenlerin yüzde doksanı okunan şeyin doğrusunun benim okuduğum mu yoksa Hafız'ın okuduğumu olduğunu fark etmekten âciz. Bir adam bunlara usulünce her ne okursa Kuran sanır ve yalnız başlarını sallarlar. Bizim Hafız da ne okuduğunu anlayanlardan değil. Şu halde seyircilerin çoğu benim hafız olduğuma yemin bile eder.