Uzun zamandır beni bu kadar içine çeken, okurken çok hüzünlendiğim ve hatta mola verip ağladığım bir kitap olmamıştı. Halil Cibran okumaya yeni başladım. İyi ki de bu yaşıma denk gelmiş bu karşılaşma da onun kalemini özümseyebilmişim diye avutuyorum kendimi.
Kitaba gelecek olursak bir aşk hikayesi anlatıyor bize ancak öyle bir aşk hikayesi ki bu aynı zamanda Doğu'nun kadınını, dinin insanlar üzerinde yarattığı o sarsılmaz etkiyi iliklerimize kadar hissediyoruz bu aşkın içinde.
Annesini küçük yaşta kaybedip yörenin zenginlerinden olan babasıyla yaşayan Selma'nın, kitabın anlatıcısı ve muhtemelen de yaşayanı olan Halil Cibran ile tanışmasıyla başlayan aşk hikayesinin başladığı gün de imkansız hale gelmesiyle kitap boyunca kavuşamayan ama aslında hiç de ayrılmayan iki ruh okuyoruz. Cibran'ın kalemini Ermiş'i okuduğumda da çok sevmiştim. Yine çok sevdim. Pastoral betimlemeleri, bakış açısı beni aldı bambaşka boyutlara götürdü. Hüzünlü ama bir o kadar da tatmin edici bir okuma oldu benim için. Ve son olarak Selma'nın içime işleyen duasıyla bitirmek istiyorum bu yazıyı: "Acı bana Tanrım, bütün kırık kanatları güçlendir."