Isterim bir neşe bulabilmek çocukluğundan
Isterim ki başını kaldır ve bak doğan güneşin
Doğuşunda açan çiçekleri gör ufuk çizgiden
Göğe uzanan maviliklerde boğulsun için
Ben isterim ki görebilmeyi gitmeden önce
Elbet hakkın verdiği nefes kesilecek öylece
Yitip gitme isterim elveda edemeden gitme
Başını kaldır da bak gelecek güzel günlere
Hayat zor biliyorum. Her gün birbirinin kopyası insanlara, samimiyetsiz gülüşlere tahammül etmek çok zordur biliyorum. Ancak her şeye rağmen yaşama tutunmaya değecek şeylerde var. Bu şeyleri bulmak zor hayatı anlamlı ve yaşamaya değer kılacak şeyler hiçbir zaman arayışımızın sonunda karşımıza çıkmıyor. Anlamı ararken geçirdiğimiz süreç. Ben bir gün biliyorum ki doğal şartlarla değil depremde yada başıma bir şey gelmesi sonunda veda edeceğim bu yaşama hala sıkı sıkıya bağlıyım. Kimi zaman nefret ediyorum kimi zaman sövüyorum ama günün sonunda nefes almayı, yağmurun altında yürümeyi soğuğu hissetmeyi kalabalıkla tüm şehrin yargılayan bakışlarını ortasında dans eden iki insanı görmeyi, metroda çalan şarkıların sesini seviyorum yaşamak hala güzel. Eskiden olduğu gibi kopuk yaşamak istemiyorum insanca hissetmek birlikte üzülmek ağlamak sevinmek kahahalar atmak istiyorum. Herkesçe herkesle yaşamak nefretimi kusmak haykırarak kahaha atmak istiyorum. Bende yorgunum her gün kötü şeyler görmekten, sadece sorunlarını anlatan insanlardan, çocukluğumu benden çalan ailemden, sadece uyurkende olsa girdiğim evin üzerime gelen duvarlarından nefret ediyorum. Geçmişi konuşurken istemsizce sildiğim anılarımı hatirlayamaktan yorgunum. Bu yük ağır geliyor zorlanıyorum bende insanım erkek yada kadın fark etmez hayat zor benimkide zor herkesin olduğu kadar sadece yaşamak hissetmek istiyorum. En azından bu elimden alıncaya kadar yaşamak istiyorum çünkü elimde sadece bu var ve tekrar kaybetmekten korkuyorum. Bende korkuyorum.
Zor anlayışsız olman hayatı zorlaştırman gün geçtikçe nefret ediyorum. Eskiden sizden diyebildim şimdiyse sanırım sadece sen varsın. Senin dönüştüğün kişilik ondan nefret ediyorum. Çocukluğumu bile hatırlamak istemeyesime sebep olan senden nefret ediyorum. Iyi anılarımı hatırlayamamaktan nefret ediyorum. En sizi sevmedigim kadar burayı da sevmiyorum. Üzerime geliyor ben ne yaparsam yapayım ne kadar özelleştirirsem özelleştireyim gözlerim görmüyor. Arada silik hatıralar var sadece ilk günümüz yatak odasına koyulacak yatak ben. Sonrasında hep eksik iyi olan anılarım bulmaksa çok zor. Tıpkı toplamaya çalıştığınız kavramlar gibi geri kazanması imkansız olan kavramlar ev gibi aile gibi. Buradan nefret ettiğim kadar bu sokaklardanda nefret ediyorum. Iyi olan şeyleri hatırlayamiyorum güçlük çekiyorum. Her şey silik her şey gri güçlü birkaç his var sadece onları görüyorum nefret, kin ve tiksinti. Hastalıklı kişiliklerinizden, iletişiminizden asla görmediğim iletişiminizden ben her şeye rağmen bunu başarabiliyorum. Sizin öfke krizlerinizden çıkardığıniz sorunlardan asla dinmeyen bağırış seslerinizden hayatımı mahveden dininizden hepsinden kurtuldum kurtulacağım. Dönüp baktığımda üzülüyorum biraz çünkü buna ihtiyacım var diri tutmak için. Biraz olsun anlaşmanizi normal olmanızı diğerleri gibi sıradan olabilmenizi her şeye rağmen sorunları cozebilmenizi. Isterdim biraz olsun hissetmek. Hala sürüyor sesler dinmiyor dinmeyecek birilerinin nefesi ciğerlerinden çıkmayı bırakıncaya dek. Gitseniz daha iyi olur mu bilmiyorum. Uzulebilir miyim? Bilmiyorum. Ozleyecek miyim? Bilmiyorum. Nefret edecek miyim? Hayır sizinle birlikte size ait tüm hislerimde gömülecek belki ancak o zaman kurtulabilirim. Bilmiyorum. Bildiğim şey bu evden bu sokaklardan bu şehirden ve buralardan gitmek. Her şeye
çünkü hayat senin göğüslerin üzerinde
Uyanmak yeni doğan bir sabaha ve sen
Gözlerini gözlerimden görmedin hiç
Yükselen güneş üzerimize doğmadı
çünkü hayat ezbere yaşanmış değil
Hayat çapak kalmış gözlerimde benim
Gördüğümü anlatacak kelimerden mahrum
Ve sende doğuyor güneşim her sabah
çünkü hayat çocukluğumun nefretinden
Arınmış bır kalple temiz bir sayfa açmak
Içine senden yazmak sesini ilmek ilmek
Işlemek gözlerini gözlerimden hafızama
Ve sonra silik izler olarak dahi hayatta bir işaret bırakmadan yok olup gideceğiz. Tüm aşklar, nefretler, söylenmiş ağır sözler altında ezilen kalpler ve kalan tüm duyguları zamanın değirmeninde yitip gidecek. Tüm o şehvetli dokunuşlar anlamlı ve doruklarında sevgiler. Bir tanrıçanın vücudundan farksız zarif vücutlar Yunan tanrılarının tasfirlerindeki kusursuzca işlenmiş bedenler. Hepsinden geriye bir hiç kalacak anlamını yitirecek. Golgelerimizin kayboluşu kadar hızlı ve acısız olacak her şey. O yüzden yaşamın anlamını ararken kendini yitirmek ve hayattan soyutlanmak mantıksız yaşam her saniyenin keyiflenl dolduğu aşkı, nefreti, kibiri, neşeyi, şehveti ve arzuları doruklarında yaşadıkça hayat bulduğun bir kadının kollarında sabahladikca sıcak nefesini şakaklarında kalp atışlarını göğüs hafesinde zelzeler olustururcasina çarptıkça, nefretinle kin doldukça ve çocuklarcasına neşe ile yeniden doğan güneşi selamladıkca yaşanacak.