Hem o meraklı yolcu kendi aklına der: Bu camid, hayatsız, şuursuz, mütemadiyen çalkanan, kararsız, fırtınalı, dağdağalı, sebatsız, hedefsiz şu havanın perdesiyle ve zahirî suretiyle vücuda gelen yüz binler hakîmane ve rahîmane ve sanatkârane işler ve ihsanlar ve imdatlar bilbedahe ispat eder ki: Bu çalışkan rüzgârın ve bu cevval hizmetkârın kendi başına hiçbir hareketi yok, belki gayet Kadîr ve Alîm ve gayet Hakîm ve Kerîm bir âmirin emriyle hareket eder.
Kaçıncı günü bugün rüzgarının esmediği yüzüme? Hangi mevsimdeyiz, güneş neden ısıtmıyor? İnsanlar neden güzden daha soğuk? Hiç mi güneşi görünce gülümsememişler? Oysa geç kalacaklar bir bilseler, yarın yok ki…