İşin doğrusu, bir an evvel unutmak istiyorum. Olmuyor. Bazen aniden o sırada seni düşünmediğimi fark edip seviniyorum. Sonra, yani bunu düşünürken, yine seni düşünmeye başlıyorum. Seni düşünmek hastalığı, gizli bir yemin gibi, içimde bir yerlerde durmadan kendini tekrar ediyor.
Günler, durmak bilmeyen köhne bir atlıkarıncanın içinde nefes almaya çalışarak geçiyor.Dünya dönüyor, kuşlar ötüyor, fırınlardan ekmek, topraktan ıslak çimen kokusu yayılıyor ama ben yokluğundan başka hiçbir şeyin farkına varamıyorum sevgilim. Yokluğun, var olan her şeyin içine doluyor. Sonra gariptir, var olan her şey yokluğunun şeklini alıyor.
Yas, gözyaşından olduğu kadar buruk tebessümden; kaybedilen geçmişten olduğu kadar kazanılamayacak gelecekten de besleniyor. Bu yüzden, kâh geçmiş anıların yetim hatıralarına dalıyor, kâh gerçekleşmeyeceğini bilmenin hüznüyle yeşeren kırık dökük hayaller kuruyordum.