Puan vermedi·288 syf.··
2026 82. kitabı
BİLİNMEZE DOĞRU . Bilge Korkutültürsanat dan etkileyici bir romanla haftaya merhaba. Savaş, göç, aşk, kimlik mücadelesi, aile ve yurt özlemi ile harmanlanan, bizi eski İstanbul'a_ Pera'ya ve Şehremini'ne_ götüren yaşanmışlıklar... Kırım'a uzanıyoruz önce; Yulian ve Kadir'in aşkına.Babası Vladimir'in kıymetlisi Yulian, ailesini karşısına alarak Kadir'le evlenir. 1918 yılında birbirini seven bu gençlerin çocukları olur. İkizleri, Vera ve Nevriye. Ama malesef kader ağlarını örmüştür kardeşler için. Kırım Türkler'ine yapılan baskınlar, aileyi göçe mecbur bırakır. Taa ki Vladimir seneler sonra kızını görmek için gelene kadar. Babası ölüm listesindedir ve Selanik'e kaçmak ister. Fakat yanında biriciğinin de olmasını ister ve son bir teklif için kızının yanına gider. İşte o anda olanlar, Nevreste'yi Katherina yaparken ikizler ayrı kadere göz yumar. Birbirinden habersiz iki kardeş. Katherine ve Vera. Katherina, anneannesiyle Selanik'e göç edip yaşamını sürdürürken, Tatyana kızını burada anlar. O da bir Türk'e aşık olmuştur ki, Kemal birde evlidir. İçi yana yana alınan kararlar onları İstanbul'a kaçırırken Kemal'in verdiği kağıt parçası ile Pera'ya giderler. Vera ise annesinin Kıymet olması, babasının Salih Amcası ile karar verip göçe mecbur bırakılmasıyla yola çıkar. Emin vardır yanında, yemyeşil gözleri ile elini her daim tutan. Mukadder Halalarının yanına yerleşirler İstanbul'da ve yaşam mücadeleleri başlar. Varlıklarından bile haberi olmayan iki kardeş, kavuşabilecek midir? James'in aklı gidip gelse de bir türlü kalbinden gitmeyen kimdir? Ve Emin, Karadeniz'in ondan alıp veremediği nedir? Turgut, Nejat, James, Tatya, Kıymet ve diğerleri... Nesiller boyunca taşınan acılar, göçlerin_sürgünlerin ardındaki yaşamlar. Kırım'dan başlayan ve bilinmeyene uzanan yolculuk, yalnızca
Bilinmeze DoğruHülya Başarangil Demir · Bilge Kültür-Sanat Yayınları · 202562 okunma
En çok satanlarda görürseniz şaşırmayın
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 102. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:58
Ben her zaman yeni yazar kardeşlerime  destek olmak için  , genelde  ilk kitaplarını almaya gayret ederim. Vural Aksankur kardeşiminde ilk kitabını sag olsun bana hediye etti , Genelde yeni yazarlardan tolstoy ,dostoyevski , gibi bir performans beklememek lazım, Ben polisiye ve bilim kurgu türünde kitap ve film leri çok severim , İşin dogrusu Vural Aksankur yazarımızında kitabının ilk kitabı olması sebebi ile çok beklentiye girmemiştim, Sonuçta yeni bir yazar , genelde yeni yazarların hevesleri kırılmasın diye kötü sıkıcı  olan kitaba bile kötü diyemessin , Hem destek olmak için hemde benim gözümde bir kitap yaza biliyorsan sen gercekten özel bir insanlardansın , İnanın bu kitabın ilk 5,10 sayfasını şöyle göz geçirmek için baktım , kitabı okudukca kitap beni içine cekti , Okuma sıramda 10 sıralardaydı , yazar  a ayıp olmasın diye  üç beş kitap tan sonra okurum  dedim , Ama göz gecirmek için elime aldıgım kitap ister istemez bir numaraya yükseldi , daha dogrusu kitabı elimden bırakamadım, Kitabın konusu na gelince : Bir  denizci. Nanomorf ilk kez onun bedeninde yeniden uyandı saçı, sakalı döküldü, kaşlar ve kirpikler insana dair son izler olarak kaldı. Belirli bir süre sonra binlerce oldular , bunlara gri ler dediler, Sonra bir gün kırmızılar dogdu , Vesayire vesayir........ Uzun lafın kısası kitabı elinize aldıgınız zaman nasıl okudugunuzu anlamıyorsunuz ,  ben bir bilim kurgu seven biri olarak çok sevdim. İkinci ve üçüncü kitabı mutlaka alacagım , Kesinlikle bu kitabı tavsiye ederim , Bu kitabı alırsanız Yeni yazarlara destek olmak amacı ile almayın , Çünkü kitap sanki yazarlar heyetinden ortak yazılmış bir kitap gibi .... Yani yeni bir yazarın ilk kitabında bu kadar başarılı bir çalışma yaptıysa , İlerleyen yıllarda Belkide bizim de bilim kurguda dünya çapında
1000Kitap
DeğişiklerVural Aksankur · Edebiyatist Yayınevi · 20265 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·168 syf.··
2026 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 18:58
Zavallı insanlık kendi bağrına hançerlemek cinnetine bir tedavi serumu bulamayacak mı? Sevgili arkadaşlar bu akşam size #HüseyinRahmiGürpınar kaleminden #kesikbas abla romanı ile geldim.. Bu kitap yazarın kurgusu kapsamı ve konusu itibarıyla tek polisiye romanı. Kesik baş önce İstanbul'un Seçkin gazetelerinden iktdam'da tefrika halinde yayınlanır kitap olarak ilk basımı ise 21 yıl sonra 1942 yılında Hilmi Kitabevi tarafından dönemin ihtiyaçlarına göre sadeleştirilmiş olarak kullanılır.. Gelelim kitaba Kitap nasıl başlıyor Nafiz efendi yoksulluk çeken kaynanası Refika hanım ile geçimsizlik yaşayan ve teselli içki de arayan bir adamdır bir akşam meyhane kapandıktan sonra sarhoş bir halde yolu düşer ve kaynanasının öfkesini dindirmek için pazardan devasa bir lahana alır. Lahanayı taşımakta zorlanan nafiziğin etrafının mahalle çocukları Sarar ve onunla Aliye derler Nafiz efendi karanlık ve susuz bir kuyuya düşer. Olay yerine polisler gelir ve kurtulması için kuyuya bir ip sarkıtır Nafiz efendi kendi lahanası zannettiği Bir nesneyi bağlayarak yukarı çekilmesini sağlar yukarı çekilen bohça açıldığında içinden kesilmiş insan kafası çıkar.. Soruşturmayı deneyimli ve uzman zabıta memurları Remzi ve Seydi efendiler devralır kesit başı incelemek için morga götürülür.. başka bir semtte kesik kol ve bacaklar bulunur bulunan bir parmağın üzerinde 22 Şubat 1923 tarihli ve isimlerinin yazılı olduğu bir alyans vardır Bence efendi gazetelere verdiği kayıp ilanla yaşlıca bir kadın yanıt verir kadın bulunan yüzüğü teşhis eder fakat kocasının ticaret ve tedavi amacıyla Paris'e gittiğini söyler. Feride hanım kesik başı teşhis eder ve kocasına benzediğini söyler Ayrıca takma dişinin olmadığını söyler.. ama şart treni ile İstanbul'a gelen bir yolcuyu gizlice takip eden görevler polis
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025601 okunma
Puan vermedi
Kitabı okuyorum - nihayet okumaya başladım - lakin belirteyim; bu kitap ve içindeki bilgiler bana masal gibi geliyor. Zaten açıkçası bana bir şey katması için ve yaşadığım çevreye daha iyi adapte olabilmem için okuyorum. Önceki okuduğum kitapta Gazali'nin cehennem tasvirleriyle yarışacak düzeyde bir kitap olduğu belirtilmişti(Ahirette 45 Gün). Oradan aldığım şevkle kitabı okumaya koyuldum ama daha başlarındayken bu yazılanlara - yani içeriğe - pekde inanmadığımı belirtmek isterim. Örneğin daha başlangıçta yazan rabbin kimdir veya kimin milletindensin soruları gibi(bu sorgulamalar kabirdeyken yapılıyormuş yersen) ve daha okuyacağım niceleri... Ama dediğim gibi esas okuma sebebim cehennem tasvirlerini görmek, hayal edebilmek, okumak ve bilmek. İnanmayanlarda benim gibi hikâye niyetine alıp okuyabilir. Allah'dan elimizin altında kitap hazır vardı yoksa birde temin etmek zorunda kalacaktık...(kütüphaneye sormuştum depoya kaldırılmış alamadıydım) Bilmeyenler için kitap eski dilde, lisanda tercüme edilmiş. (yani tercümeli hali bile zeman veya domuza hınzır vs. diyor, eski lisan, terimler anlıyacağınız) Bitirince önemli kısımları buraya aktarabilirim zira kimse duygu ve düşüncelerini yani yorumunu buraya aktarmamış. Kitabı okuyorum bu arada kitap gözümün önüne - bazı tasvirlerden dolayı - nedense Samanyolu Tvdeki Beşinci Boyut dizisini getiriyor. Bu arada Gazali, bidati mezhepsizcilik olarak tanıtıyor. Bende bidatçiyim o zaman ey Gazali! Yine kitap Kur'anda, Allaha yaklaşmak için vesile arayınız mealini peygamberler ve evliyalar olarak tefsir ediyor. Bu da bir eksi ben ve Cemre Demirel bunu beğenmedi. Öncelikle kitap 73 fırka olacağını(şu meşhur hadisden hareketle) ve bir fırkanın cennete gireceğini, onunda naciyye ehl-i sünnet ve'l cemaat olacağını söylüyor. Diğer 72
Kıyamet ve Ahiretİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 2012562 okunma
"Anlamak, gitmek kadar zordur bazen." Ö.A.
8/10
·1336 syf.·
2026 19. kitabı
Giderken bile kalabilmek, bazı insanların şiiridir. Yolunuz şiire düşerse, Özdemir Asaf'a da mutlaka uğrayın. Çünkü onun dizelerinde yalnızca şiir değil, insanın kendisiyle yaptığı sessiz konuşmalar da saklı. Şimdiye kadar okuduğum şairler arasında ayrı bir yere sahip. Yer yer Oruç Aruoba'yı anımsatsa da, kurduğu dünyayla ve kelimelere yüklediği anlamlarla kendine has bir iz bırakıyor. Özdemir Asaf'ın bütün eserlerini bir araya getiren bu kitap, yalnızca bir şiir kitabı değil; insanın kendi iç dünyasında çıktığı uzun bir yolculuk gibi. Sayfalar arasında ilerledikçe aşkın heyecanını, ayrılığın sessizliğini, yalnızlığın ağırlığını ve yaşamın karmaşasını hissediyorsunuz. Asaf'ın en etkileyici yanı, karmaşık duyguları son derece sade kelimelerle anlatabilmesi. Bazı dizeler bir anda insanın kalbine dokunurken, bazıları günlerce zihinde dönüp duruyor. Kitap boyunca yalnızca bir şairi değil; düşünen, sorgulayan ve hisseden bir insanı tanıyorsunuz. Bu yüzden eserleri yıllar geçse de eskimiyor, her okunuşta yeni bir anlam kazanıyor. Peki kimdir Özdemir Asaf? Özdemir Asaf (1923-1981), Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en özgün ve en kendine has şairlerinden biridir. 11 Haziran 1923'te Ankara'da doğmuş, 28 Ocak 1981'de İstanbul'da hayatını kaybetmiştir. Hukuk, iktisat ve gazetecilik eğitimi almış ancak eğitimlerini tamamlamadan edebiyata yönelmiştir. Şiirlerinde insan ilişkileri, aşk, yalnızlık, özgürlük ve varoluş gibi temaları işlemiştir. Asıl adı Halit Özdemir Arun'dur. "Özdemir Asaf" adını kullanmasının arkasında hem çocukluk dönemindeki konuşma alışkanlığı hem de babasına duyduğu saygı yatar. Çocukluğunda "r" harfini söylemekte zorlandığı için adını tam telaffuz edemez, bu durum zamanla mahlas kullanmasına zemin hazırlar. İnancı konusunda ise kamuoyuna açık ve ayrıntılı
İnceleme
Bütün EserleriÖzdemir Asaf · Yapı Kredi Yayınları · 2021305 okunma
Seni İçime Gömdüm
Puan vermedi
Sevgili Tomris Uyar’ın Adnan Semih’in etkisinde kalarak Andrew Jolly’den çevirdiği bu küçük ama içerik olarak dev yapıt Kafka, Camus ve Dostoyevski karışımı bir estetik tatla kimlikleşiyor, belleklerimizde bir hüznün romanı olarak irileşiyor. Yapıtın yazarı hakkında yeterli bir bilgiye ise ulaşılamamış. Ancak bu bilge başka bir roman daha yazmış bu bilgiye ben ulaşmadım çünkü araştırmadım. Araştıranlara selam olsun. Diğer kitabının adı; A Time of Soldiers. Başka kitapları var mı? Bilmiyorum. Seni İçime Gömdüm, yaşamın odağında parçalanan aşk, sevgi değil ama bunların üstünde ya da bunların da anlamlandıramadığı psikososyal bir sürece denk geliyor. Yüreğe gömülen bir sevda neye denk gelir? Bence en acı ayrılıklara… Yapıt, ötekilerin romanı. Kavminden sürülmüşlerin… Bir çığlığın romanı: Seni İçime Gömdüm (Lie Down In Me). Yalın! Romanın erkek kahramanlarından Kabrero, kimdir ne iş yapar varlığını nasıl tanımlar ona da bakalım inceleme boyunca. Ama bir sevdanın ardı sıra sürüklenen bir insana bakar gibi. Roman: “Tan ağarırken ölmüştü kız.” cümlesiyle başlar. Kızılderili olan bu kız, hastadır. Bakıma muhtaçtır. Yaralıdır. Hasta bir kıza tutkuyla eğilişin alanı bir evliliğe kayar. “Karı” olarak kendi topraklarının kızlarından birisini seçmez kahraman. Eski kamyonlar yağlı çadırlar misalidir hayat… O yüreğindeki yangına tutkundur. Ağabeyine, sevdiği kızın ya da takıntılı bir şekilde içerikleştirdiği kadının hastalığından söz bile etmez: “Ağabeyine yaradan söz açmayı düşünmedi bile. Duygularını tıpatıp açığa vuracak sözcükleri bulabilse de -diyelim ki vardı böyle sözcükler- yine bir işe yaramazdı; onun sözcükleriyle ağabeyinin aklından geçenler, birbirini tutmuyordu ki” (s.14). Ağabeyi Kızılderili sosyal kişilik/toplum yaşantısını kendince gördüğü için kardeşinin vazgeçmesi
1000Kitap
Seni İçime GömdümAndrew Jolly · Ayrıntı Yayınları · 20221,080 okunma