•Halk arasında 2. Ömer veya 5. Halife olarak isimlendirilir.
•Anne tarafından Hz. Ömer'in torunudur.
•61-(680) yılında Medine 'de doğdu.
•Küçük yaşlarından itibaren ilimle meşgul oldu.
•Büyük dayısı Abdullah b. Ömer gibi bir çok sahabiyi dinleme imkanı buldu.
•87-(706) yılında Velid b. Abdülmelik tarafından Hicaz genel valiliğine atandı.
•Haccac'ın zulmünden kaçanlar ona sığındılar hatta bundan dolayı valilikten azledildi.
•Muhalefetsiz bir şekilde halife olan merhum, Hz. Peygamber'in ve dedesi Hz. Ömer'in karar ve icraatları hakkındaki yazılı belgeleri getirtti.
•Halife olarak biat aldığı esnada protokol kurallarını kaldırması ve kendisi için ayağa kalkılmasını yasaklaması, halktan biri gibi yaşaması ile ilgili tasarruflarıyla, Emeviler'in saltanat görüntülerine son verip râşidî hilafet anlayışına döndüğünü göstermişti.
•Halka zulmeden valileri görevden alıp azletti onların yerine kabile ayrımı yapmaksızın dindarlık ve dürüstlükleriyle tanınan yeni valiler atadı.
•Valilerin görevleri sebebiyle verilecek hediyeleri almalarını yasakladı.
•Hapishaneleri ıslah edip suçluların dövülmesini yasakladı.
•Hanımının fazla mücevherlerini devlet hazinesine koydu ve halifelik karşılığında maaş almayı kabul etmedi.
•Hz. Ali'nin hutbelerde kötülenmesini yasakladı ve onun evladına iyi davrandı.
•Haricilerle bozgunculuk yapmayıp kan dökmedikleri sürece savaşmayı yasakladı.
•2. Sınıf insan muamelesi gören mevaliden, bu durumu ortadan kaldırdı ve onlara değer verdi.
•Kıbrıs,Eyle halkı ve Necran Hristiyanlarinin artırılmış olan vergilerini önceki seviyesine indirdi.
•İslam'a girenlerin artması sebebiyle azalan cizye vergisinden dolayı kendisine şikayetçi olan valilere, kendisinin vergi memuru değil, insanları hakka çağıran davetçi olduğunu söyledi.
•İlk İslam tarihçileri onun döneminde
Rasulullah (s.a.v), “Üç haslet vardır ki o kişi oruç tutsa, namaz kılsa ve ben Müslüman’ım dese bile yine de münafıktır. (1)Konuştuğu zaman yalan söylerse (2) Söz verdiği zaman söze muhalefet ederse, (3) Emin sayıldığı zaman hainlik yaparsa” (Buhari,Müslim) buyurmuştur.
“Gülmesi çok olanın heybeti azalır. Mizah eden kıymetini kaybeder. Konuşması fazla olanın düşüşü çoğalır. Düşüşü çok olanın hayası azalır. Hayası azalanın takvası azalır. Takvası azalanında kalbi ölür. Kim bir şeyi fazla yaparsa onunla anılır.’’ buyurmuştur.
Kuşeyri Risâlesi'nde "muttakî" nin İbni Sîrîn gibi zâtlar olduğu söylenmiştir. Onun kırk küp yağı vardı. Kölesi küpün birinden fare çıkardı. Köle fâreyi hangi küpten çıkardığını karıştırdı. İbni Sîrîn bunun üzerine bütün küpleri döktürdü.
Bir başka örnek de Bâyezîd Bistâmî'den. Bâyezîd Bistâmî (ks), Hemedan'dan boya bitkisi satın aldı ve Bistam'a döndü. Bir de baktı ki, aldığı şeyin üzerinde iki tane karınca var. Bâyezîd, hemen Hemedan'a döndü ve karıncaları oraya bıraktı.
Rivâyete göre Ebû Hanife alacaklısı bulunduğu kimsenin ağacı altında gölgelenmezdi. Çünkü bir hadîste: "Menfaat celbeden her karz (borç) riba (fâiz) olur." buyurulmuştu.
Yine bir gün Bâyezîd Bistâmî (ks) yanında bir arkadaşı ile bir sahrâda gömleğini yıkadı. Arkadaşı gömleği kurutmak için duvara asmayı teklif etti. O, "insanların duvarına çivi çakamayız" dedi. Arkadaş "ağaca asalım", dedi. O, "hayır, ağacın dallarını kırabilir" diye itiraz etti. Yere sermeyi teklif etti. Bâyezîd yine kabûl etmedi "Zîrâ orada hayvanatın yiyeceği var. Ona engel oluruz" dedi. Daha sonra gömleği sırtına aldı. Bir yanı kuruduktan sonra diğer yanını çevirdi.
Göriceli Koçi Bey, devlet düzenindeki bozulmanın sebeplerini, bilgece bir tavırla, cennetmekan Sultan IV. Murat'a çekinmeden, korkusuzca öyle bir sunmuştur ki; bu eser gerçekte Ebu'n Necib risalesinden bile daha üstün sayılmaya layıktır.